BUYRUN..

HOŞ GELDİNİZ :) ARKANIZA YASLANIN VE TADINI ÇIKARIN..

29 Mart 2014 Cumartesi

ÇİPETPET


" Neşterim nerede?" dedim. " Kızlara vermiştin ya. Kantine giderken alıver kızlardan da bitirelim artık şu kuşu" dedi Domates.

Mayışmış bir halde merdivenleri ağır ağır çıktım. Ümran'la bloğun önünde buluştuk. "Unutmuşuz canım ya . Maket bıçağı bizim çantada kalmış. Geçen gün demiştim Pelin'e." dedi.. "Önemli değil "dedim, olay mahalinden uzaklaştım.

Kısa bir süre sonra kantindeydim. Bilinçsiz bir şekilde aldığım tatlı kokolarla gözgöze geldim..( Amacım sadece nescafe almaktı).. Geri bırakmak istemedim. Demekki canım istemişti. Canımımı kıracam canım..

Tekrar bloğa döndüm. Domatesim beni kapıda bekliyordu..

"Şeyyy....Bize koko mu aldın? " dedi.. " Evet Köy Domatesim" dedim. Yaklaştım ve yanına avcuna 5 tale (tl) sıkıştırdım.. "All.. Koy cebine gençsin.. Bi ihtiyacın olur" dedim.. Son kalan 10 talemi de gururla cebime koyarkene Domatesimden cılız bir ses çıktı; "Şey.. Bu sende kalsın , ihtiyacım olursa alırım" dedi.. Şöyle bir onu süzdükten sonra, son 80 kuruşu kalmış domatesime tekrar parayı uzattım.. " Biz kardeşiz.. All" dedim.. O da pek bi cilveli ( kAŞAR YA:):):) )) " İstemem" dedi.. Dayanamadım; " Kızım karşına eli bıçaklı bir deli çıksa, 'ya paranı ver ya canını' dese, sende para yok ki.. Mecbur canını verecen adama ." dedim.." Ama param olursa çok fazla harcıyorum bu sefer" dedi. Ben dayanamadım bastım kahkayı..." Kızım 5 talenin nesini har vurup harman savuracan len?" dedim.. Birlikte güldük..

Domates, Çarliston biber, ben ve Leyla masaya oturduk.. Tamamlamamız gereken taslak halindeki kuşu önümüze aldık başladık yapmaya.. Bilmiyorum duydunuz mu hiç? Kağıt kıvırma sanatı diye bir sanat var..Ben seçmeli dersini 'Görsel Sanatlar' seçince, saolsun kızlar da bana yardım etmeye karar verdiler..  Efenim benim amacım " Anka kuşu"yapmaktı.( Farkımı belli edecem ya...)... Ama benzeye  benzeye tavus kuşu mu desem, papağan mı desem..Kuşa benzedi de 'Anka Kuşu' değil vesselam..Yaptık bir şeyler işte.. Tam olarak şu yazıyı yazdığım saattlerde bitti.. Belim yanım koptu vallahi.. 

Öğrenci olmak bu olsa gerek.. Bu gün daha iyi anladım, bir daha bu günlerimi mumla arasam bulamam.. Hep birlikte şarkılar, türküler söyleyerek ( Youtube kapandığı için valla.. Vediğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz) bitirdik kuşumuzu.

" Güzel oldu." dediler hep bir ağızdan.. Ben de beğendim ne yalan söyleyeyim. Dedik buna  bir isim koyalım.. Çaliston Birberin kararıyla en son "Çipetpet" koymaya karar verdik.:)..

İyi ki doğdun ÇİPETPET.

Not: Yazımın baştaki fotoğrafla hiç bir alakası yok biliyorum, ama beni gülümsettiği için bu fotoğrafi tercih ettim :D..

26 Mart 2014 Çarşamba

NE YAPAYIM BEN BÖYLEYİMMM...:)

Bagırmak !!...
Avazı çıktığı kadar....
Aaaaaaaaa...

Ohh...:).. Rahatladım ki:):).. Dostlarım kpssye gömülmüş durumdayım.. Yazılarıma yine ara verdim..:(.. Ama bana da hak verin.. Ekmek artık aslanın agzında değil, midesinde bile değil.. Ayakkabı kutusunda:);)... (Anladın sen)

Amann.. Boşver şimdi bu konuyu.. Ne anlatacaktım yahu.. Heh.. Şeyy.. Dünden beri oda arkadaşım Patates, bir şarkı dinliyor.Allah allahhh... Bagıra bagıra söyleyesi geliyor insanın.. Ama benim psikolojin durumumla vallahi bi ilgisi yok ki:).. 



Bu şarkıyı ben kpss için söylüyorumm; öhöm öhm..

"Yarın hatrımı sorsan ne olurrrrrrrr,
Bu gün hevesimi kırdın bir kere,
Gitme dememle kalsan ne olurrr,
Gönlün çoktan yola çıkmış bir kere.."

Allah Allahh !... :D.. Çalış çalış çalış.. Yine yok yine yok.. Olmuyor olmuyorr. İnan ki sinirden gülüyorum, merak etmeyin iyiyim.. 

Son yazılarımda biraz isyankar olabilirim kaybaklarım, şimdiden "ay em sori".. İnşallah en kısa zamanda mutlu mesut yazılarıma döneceğim:).. 

Çok monoton bir hayat yaşıyorum bu aralar,ne deyim. Kitaplar mı beni okuyor, ben ki kitapları okuyorum anlayamadığım zamanlar oluyor düşünün artık.. Kitabın yerine koyuyorum kendimi, sözlerini duyar gibi oluyorum; "Mal bu kız ha.. Hayır yanii hala ne diye üzerimi dördüncüye beşinciye çiziyorsun ki?.. Senin kapasiten bu kızım.. Kpss sana ağır gelir.. Yıpratma beni.. Çek ellerini yakamdan..".. 

Ama ben ısrarcıyım ve de hırslı ( sayılırım yani).. Yapabilirim ki hem .. Biraz zaman .. Değil mi?.. 

Bahanem de hazır ha; "Daha konuların hepsini bitirmedim ki hem".. Yoksa neden düşük puan alayım .. Değil mi?.. Off off... 

Canım oda arkadaşlarım domates, patates, salatalık ve biber (çarliston) bana çok destek oluyorlar , haklarını ödeyemem tabiiki.. Canım aşkım Batman'i de unutmak ayıp olur.. Tabiii annem, babam, kardeşlerim.. Buradan tüm aileme arkadaşlarıma, beni destekleyen herkese selamlarımı gönderiyorum..:):D..

Ne deyim a dostlar.. :) Yazmaya bayılıyorum.. Kendim oluyorum, tam olarak ben neysem o.. İleride torunlarım, çocuklarım bu yazılarımı okurlarsa ;" Neneme bak bee... ohaaaa..." desinler istiyorum.. Torunlarıma nenelerini en iyi ben anlatırım heralde:).... Buradan canım torunlarıma da selamlarımı yolluyorum, çok öpüyorum..:D.. haha.. 

Haydi ben kaçtım:).. TAYTİİİİ...



14 Mart 2014 Cuma

SENİ KİMSE DURDURAMAZZ ! (Öğrenci)

Başarabilirsin !

Sen farklısın, diğerleri gibi değilsin.  Güçlüsün, en büyük sırlarını hala kimse öğrenememiş ve sen hala en güvenilir kişisin.

Hayallerin var senin ve sen hala rüya görebiliyorsun. Senin ellerin hala tertemiz, herhangi bir pisliğe bulaşmamışsın. Söyler misin; sen başaramazsan kim başarabilir?

Hakkı olanın elinden hakkını zorla alanlar mı, yoksa çaktırmadan tabiri caizse "Saman altından su yürütenler" mi?

Fakir ama gururlu olan sensin. Sen başaracaksın ve biz seninle gurur duyacağız.. 

Başarabilirsin.. Değil mi?

Unutma, Seni kimse durduramaz... Sen özelsin..


6 Mart 2014 Perşembe

GAGASIĞI ALDIĞIM PARTİSİ...:)...(Rakip Tanımam)


"Seç beni seç beni seeeçççç" benim sloganım efenimm.:)

Bendeniz Kaybakam Hanım, "Gagasığı aldığım" partisin başkanı olarak size kendimi tanıtacağımm..
Efenimm; biz de yanlış olmazzz.. Ben size neler yapacağım bir bilseniz var ya, ah var ya.. Siz daha durun durun .. İyi günleriniz bunlar..

Biz GP(Gagasığı Aldığım partisi) olarak sizi süründüreceğiz.. Gördüğünüz gibi parti ismimiz pek bir manidardır. Biz sizin bebekliğinizi biliriz efendim bebekliğinizi.. Yokmuş efendim 18 yaşını doldurmuş veletler oy kullanacakmış.  "Oldu Paşammm" dememek için kendimi zor tutuyorum.. Yok öyle önüne gelen oy kullanacak. Ben başa gelirsem oy kullanma yaşını 99' a çıkarmayı düşünüyorum. Neden başkanım diyeceksiniz.. Ben de size diyecem ki; " La siz ne anlarsınız başkanın iyisinden.. Seçemezsiniz, yok efenim yanlış seçersiniz. Sizin yerinize biz oy kullanırız anacımm. " . Unutmayın her şey sizin iyiliğiniz için..

Diğer bir vaadim size yalan asla söylemem.. Bak söylüyor muyum?.. Açık açık size diyorum ki; BİTTİNİZZ..Bir kere ben bu devletin başkanı değil miyim?. Parasını ben yerim, içerim, çoluk cocuğuma yediririm bir güzel, kolu-komşu akraba derken.. Ohh miss.. Siz de ekmek bulamazsanız pasta yiyin efendim. Bu kadar açık..

Sonra burası benim bölgem.. Evden çıkma yasağı ilan edeceğim canım halkım.. Ama hepsi sizin iyiliğiniz için canlarımmmmmmmmmııııımmmm:).. Diyeceksin neden başkanım?.. E ben en iyisini bilirim de ondan ayoll.. Paşa gönlüm öyle istiyor yapacağım işte.. Hahahahaaaayyy... 

Sonra, yargı, hukuk, adalet, savunma.. hepsini yasaklıyorumm.. Kim ne isterse yapabilir.. Özgürsünüüzzzz.... Amaaa.. Bakın kocaman bir AMAA diyorum.. BANA DOKUNMAYANA YILAN BİN YAŞASIN. Aslında şu anda paşa gönlüme bir kulak verdim de, kendileri diyor ki; " Al ayoll askeri, polisi dik kapına. Bir tek seni korusunlar.. Bir tanecik başkanları var..". Benim de bir tanecik paşa gönlüm olduğuna göre, kusura bakmayın anacımmm kıramıııcammm..

Daha ne istiyorsunuz yahu, Allah'tan belanızı mı?.. Seçin beni işte:).. Dürüstçe konuşuyorum size.. Ben de yalan yok.. Ne vaad ettiysem yapmazsam namerdim uleynnn !.. "Ben Lafa değil, icraata bakarım" diyorsan, tamamm..:). Seç sen.. Onu da hallederiz.. :D..

Yahu yorulduk be.. Kime sığınalım .. Hiç samimi değilsiniz.. Hiç biriniz.. Hiç biriniz... ..Banane.. Ben de olabildiğimce samimi olacağım size inat.. Oyum Gagasığı Aldığım Partisine..:D..

Son bir tebessümm:)








4 Mart 2014 Salı

ŞİZOFREN HAYALET


"Annemi kıramam" dedi Kaybakam. Annesi onun için her şeydi. Ne istese yapabilirdi annesi için. Zaten kimse onlara önem vermiyordu ki şu yalancı dünyada. İki kimsesiz hayalet dolanıp duruyorlardı annesi ile etrafı.

Küçük gösteriler yaparak para kazanıyorlardı. Annesi küçük küllük gibi bir şeyin içinde yaşayan bir hayaletti. Gazino gibi bir yerde annesiyle sihirbazlık gösterileri yapıyorlardı. Kaybakam da bir hayaletti ama annesi gibi küllükte yaşamıyordu. O Normal insanlar gibi yürüyordu, konusuyordu. Uçabildiği de söylenemezdi. Daha çok gösteriyi annesi yapıyordu anlayacağınız, öyle para kazanıyorlardı.

İnsanlar korkmuyor muydu? diyeceksin. Korkmuyordu efendim, bunlar kendi halinde hayaletcikler. Kime ne zararları var. Hem ölüden değil diriden kork demiş atalarımız unutma. Nerede kalmıştık, heh..

Bir gün kaybakam gönlünü bir faniye kaptırmış.. Hem de ne fani..  Ama o bir hayalet ki elden ne gelir. Gösteri sırasında çocukla göz göze gelmemek için elinden geleni yapmış. Ama kader bu ya, bir oyun etmiş yakalamış onun gözlerini, genç adamın yüreğine bağlamış.

Gösteriden sonra kaybakam her zamanki gibi yıkık dökük evlerine gidecekken, bu genç adam önlerini kesmiş. "Merhaba " demiş. Kaybakam: "Merhaba" demiş ama sesini kendisi bile duymamış. " Bir şeyler içmek ister misiniz?" demiş genç adam, "Olur" demiş kaybakam.. Birlikte bir cafeye oturup konuşmaya başlamışlar:

" Adın ne?"
"Kaybakam. Ya senin?"
" Sadık. İlk defa izledim gösterinizi, bunu nasıl yapabiliyorsunuz?"
"Şeyy.. Biz.. Yani annem ve ben.. Ölüyüzz"
" Biliyorum. Bu çok üzücü. Ne zaman öldünüz?"
" Bilmiyorum. Hatırlamıyorum. Çok hastalanmıştım. Annemi görmeye başladığımdan beri ölüyüm sanırım."
" Anladım. Ne denir bilmem ki?. Başınız sağolsun ." demiş genç ve ikisi de kahkaha atmaya başlamışlar. Sanırım bu iki iyi arkadaş olduklaı günmüş.

Gel zaman , git zaman genç adam da kaybakama aşık olmuş.. İkisi de birbirine itiraf edemeseler de, adını koyamasalar da bunu bir şekilde belli ediyorlarmış. O kadar belli oluyormuş ki kaybakamın annesi de bu durumu fark etmiş.

" Neler oluyor kaybakam bu adamla böyle?"
"Anne biz sadece arkadaşız. Bir şey olduğu yok.."
" Seni kullanmaya çalısıyo o çocuk. Ya başına kötü bir şey gelirse."
" Anne ölümden kötüsü daha ne olabilir?"
" Olmaz kaybakam, görüşmeyeceksin"
"Ama..."
" Bu konu burada kapandı. Hem çok büyük bir gazinodan çok büyük bir teklif aldım. İlk gösteriye sen çıkacaksın.. "
" Anne ben uçamıyorum ki?"
" Uçabilirsin. Ben sana öğreteceğim o gün.."
" Nasıl?"
" Bir bidon benzin içip, yanan bir kibrit yutacaksın. Hem o zaman tam bir hayalete dönersin bari. Böyle fani gibi ortalarda dolaşmazsın. Anlayamıyorum ki sen nasıl bir hayaletsin ki duvardan geçemiyorsun, uçamıyorsun, yemek yiyorsun, bişiler içiyorsun?"
" Bilmiyorum. Hem belki ölmemişimdir?"
" Öldün kızım sen . Ben gözlerimle gördüm?"
" Nasıl öldüm peki?"
" Orasını karıştırma sen. O gösteriye çık , o zaman şüphen de kalmaz zaten."

Gösteri günü geldiğinde kaybakam korkuyormuş. Ölü insan ölümden korkar mı?. Ama annesi?. Annei yalan söyleyecek değil ya. Ama ya ölü değilsem?. Bunun geri dönüşü de yok. Sadık.. Keşke ölmeden önce seni tanısaydım.

Sahneye çıktığında vücudunun titrediğini herkes görebiliyormuş. Ama kimin umrunda. Ölü o.
Yürümüş , yürümüş , yürümüş sahnenin ortasındaki benzin bidonunun yanına kadar. Arkasına bakmış, annesi " Hadi.." der gibi işaretler yapıyormuş. 

Bir bidon benzini yerinden kaldırdığında bir de onun sesini duymuş; "Yapma !".. Herkes sesin geldiği yöne bakmaya başlamış. " Sen ölü değilsin, yapma". Kaybakam ne diyeceğini şaşırmış, " Nasıl yani?. Ben..?" Olduğu yere yığılmış kaybakam, etraf kararmış..

Gözlerini açtığında, bir hastane odasında , temiz bir yatakda uyuyormuş. İlk defa bu kadar rahat uyuduğunu fark etmiş. "Keşke annem de yanımda olsa" diye iç geçirirken,  bir hışımla yataktan kalkıp, annesinin yaşadığı küllüğü aramaya başlamış.

Ağlarken kaybakam, genç bir doktor içeri girmiş. Kaybakam ; "Sadık?" demiş kolunda bir acı hissetmiş. Arkasını döndüğünde bir kadınla gözgöze gelmiş, son gördüğü gözlerde bu gözler olmuş..

Kendine geldiğinde doktor başında bekliyormuş. Kollarını oynatmaya çalışsada, gözlerini bile açık tutacak halinin kalmadığını fark etmiş. "Neden ben buradayım?" demiş kaybakam. 
" Günaydın Kaybakam. Beni hatırladın mı ? Ben senin dostunum. Aynı zamanda bir doktor. Seni kurtarmak için, ne zamandır seni takip ediyordum?.
" Anlamadım" demiş kaybakam, " Beni kimden kurtarmaya çalışıyordunuz?"
" Nasıl söylesem bilemiyorum kaybakam, ama sen hastasın. Psikolojik olarak tedavi görmen gerekiyor."
" Ne hastası, ölüler hastalanmaz ki."
" Sorun da bu ya, sen ölü değilsin kaybakam."

Kaybakamın gözleri fal taşı gibi açılmış. 
" Ama annem..."
" Annen diye gördüğünü söylediğin hayaleti bir tek sen görüyorsun. Başka kims görmüyor."
" Nasıl olur? yaptığımız gösteriler?"
" Kaldığın yıkık evi hatırlıyor musun? O evin bahçesinde tek başına yapıyorsun o gösterileri. "
" Ama seyirciler?"
" Seni kimse seyretmiyor, ama sen olmayan kimseleri görebiliyorsun."
" Ama biz para kazanıyorduk.."
" Para dediğin gazete kağıtları aslında. Evet onlarla alışveriş yapıyorsun, çünkü mahalledeki esnaf seni tanıyor, evsiz, işsiz ve hasta olduğun için istediğin, ihtiyacın olan her şeyi sana veriyorlardı."

Tüm bunları bir an düşünmüş kaybakam.. Gerçekten de bu yaşadıkları kaybakamın hayal gücü olabilir miydi?. " Peki.." dedi kaybakam, " Benim hastalığım ne?". Doktor onun güzel yüzünü avuçları arasına aldı ve hafif gülümsedi, "ŞİZOFREN."

Kaybakam şizofren ne demek bilmiyordu, heralde grip gibi bir şey olsa gerek diye düşündü. İlaç kullanıp geçirebileceği bir şey. Hastalığına takılmamıştı aslında o, sanırım küllükte yaşayan annesini özlüyordu. Keşke hayalet de olsa bir annesi olsaydı.

Uzun bir süre tedavi olan kaybakam, Yakışıklı doktorla evlendi. Ne derseniz deyin gönül bu..:). Hem her şey istediği gibi devam ediyordu. Kocasına söylemese de annesini görmeye devam ediyordu. Bu şekilde onu hep yanında hissediyordu.  Her şey olması gerektiği gibi devam ediyordu.

Onlar erdi muradına, darısı hepimizin başına ;) ;P :D...




3 Mart 2014 Pazartesi

28 Şubat 2014 Cuma

AY'IN AŞKI..


"Sen yanımda ol yeter" dedi kız. 
Yeter miydi?
 Gerçekten de yeterli olur muydu ?

Kız tüm kalbiyle ona inanıyordu,
Güveniyordu, 
Seviyordu..

"Keşke "dedi kız
"Keşke , sen de beni benim seni sevdiğim kadar sevsen"

Kim bilir...
Belki bir gün..

Kimse göremedi onları,
Bu içten edilen duayı kimse duyamadı,
Bir tek O hariç,
AY..

İşte o gün Ay parladı,
Hiç yakın olmadığı kadar yakın oldu Dünya'ya

Düşünüyordu,
Kız onu sevseydi,
Karşılık verebilir miydi?

"Keşke" dedi Ay,
"Keşke insan olsaydım, seni senin kadar çok severdim"


Ve Ay o günden sonra ,
Her geceyi aydınlatıp sevdiğini aradı,
Nafile..

Hüzün, hüsran, keder oldu en yakın arkadaşları.
Ve gittikçe uzaklaştı dünyadan..

Derler ki,
Bir gün ay tamamen terk edecek dünyayı,
Tıpkı sevdiği gibi,
İşte o gün gökyüzü karardığında,
Aşk, da terk edecek insanları..
Ay'ı takip edecek.
"Keşke " diyecek insanoğlu,
Ama kimse duymayacak..

25 Şubat 2014 Salı

SAÇMALARDAN SEÇMELER :) (Bir Rüya Gördüm Sanki)


Bir at arabasının üzerindeyim. Yanımda Duygu ve bir kaç kız var. Diğer kızları tanımıyorum. Ama ne hikmetse beynimin bilinç altında, örümcek ağı kaplamış kullanmadığım bir bölümünde bu kızlarla kardeş olduğumu biliyorum. 7 kız kardeşiz.

Hava karanlık, gece yarısı sanırım. Ortalıkta kimseler yok. Ama ne hikmetse biz 7 kız at arabasıyla bir yere gidiyoruz. Bir ara Duygu arabadan atlıyor 2 kız ile birlikte patates ağacından patates toplayıp, tekrar arabaya yetişiyor. ( evet patates ağacı ). "Bunları satar para kazanırız abi !" diyor. . Abi mi?. Bir abimiz mi var demeye kalmadan arabayı sürenle göz göze geliyoruz.. Hayydaaa...

Bu o.. Sevdiğim . Ama Duygu'nun abisi ise, ben de duyguyla kardeşsem, o zaman benim de abimmmm !... (Olamazzzzz).. Bir müddet gözlerimizi ayırmıyoruz birbirimizden. O anda beynim hemen yeni bir senaryo yazıyor. Aynen şöyle ; 
Evet biz kesinlikle kardeşiz ; ama farklı yerlerde büyümüşüz. O yüzden ben onları pek tanımıyorum, onlar da beni. Birbirimizi tanıma evresindeyiz. Ne hikmetse anamız babamız yok,bize abimiz bakıyor. Bir dediğimizi iki etmiyor, biraz da sert biri. Sanırım hırsızlıkla geçiniyoruz. Onun bunun bahçesinden çaldıklarımızı satıyoruz.

Tam bu senaryo beynimde yankılanıyorken zaman mekan değişiveriyor.Bir caddedeyiz, sabah olmuş. Abimiz diğer kızlara siz eve gidin diyor bana da "Sen benimle gel" diyor. Gidiyorum ben de. Bir dağa tırmanıyoruz çok büyük ve yemyeşil bir dağ. Bir ara düşecek gibi oluyorum ama beni elimden tutuyor. Sanırım beni kardeşi gibi görmüyor, ben de ona abi diyemiyorum.

Bir kalenin önüne geliyoruz, Kenarda yürümemiz gerekiyor, ben korkuyorum o da bana korkma diyor. Birlikte ilerlerken bana " Seni kardeşim gibi göremiyorum, seni seviyorum " demez mi?.. Hayda... Al başına belayı. Tam da uçurumun önündeyiz. Ölür müsün , öldürür müsün?

Ben hızlanıyorum tabi, bir an önce oradan gitmek için.Sonra kalenin içinde bir otel var, penceresinden giriyorum odayaaa.. İçeride 3- 4 tane silahlı adamla göz göze geliyorum.. Aha şimdi boku yedik derken bir bakıyorum elimde bim poşedi. İçinde ne var dersin; KALAŞNİKOF ..:D.. Çıkarıyorum ben herkesi tarıyorum orada. Kaçıyorum..

Bir zaman mekan hilesi daha derken bu sefer bir elbise dükkanındayız kardeşlerim ve abimle. Kızlar bir elbise giyip diğerini çıkarıyrlar, ben bir köşede oturuyorum. " Abi bunu da al, şunu da al..." seslerinden başka bir ses yok..

"Bu küçük hanım kim ?" diyor kadın abimize, o da bana bakıyo. Ölece. Bir türlü " Bu kız da benim uzaktan gelen kardeşim" diyemiyor vesselam..

Sıçrayarak uyandım efenim.. O kadar çok sinirli uyandım ki hemen O'nu aradım ( Adı batman olsun şimdilik);

KAYBAKAM: Alo...
BATMAN :Efendim hayatım, günaydınn.
KAYBAKAM: Ne biçim insansın len sen?  İnsan kızkardeşine yan gözle bakar mı?
BATMAN : ??? Anlamadım aşkım? 
KAYBAKAM: Pislik seni.. Erkek değil misiniz hepiniz aynısınız. Allah beni senin eline düşürmesin. Senin gibi abi olmaz olsun.
BATMAN: Allah aşkına yine ne saçmalık gördün rüyanda anlat bakayim.
KAYBAKAM: Bla bla bla bla...
BATMAN: Bak ya.. Senin bilinç altın p.ç kızım. Benim ne suçum var. Hem tövbe tövbe.. Ne abisi ya.. 

Falan filan derken anacımm bu rüya benim psikolojimi bozdu. Bir kaç gün kendime gelemedim :(. Ne b.ktan rüyalar bunlar yahu. . Düşün bim poşetinden kalaşnikof çıkaran tek insanım :D:P.. Rüyayı yorumladım ki ben ; benim kafam fena karışmış:)... 

Ah ah yine gece oldu.. Haydin iyi geceler ve mümkünse hepimize TATLI RÜYALAR kaybaklarım:)

23 Şubat 2014 Pazar

BİR ÇİFT ÇORAP ARANIYOR, DÜĞÜN DE BİZDEN..(Hayal gücü, sen nelere kadirsin)


(Alkış , kıyamet , ıslık..entarisi dıv dvıv yar...haydeee hobaaaa. Kop Kop Kop...)

Bay ve bayan çoraplarrrr.. Her bir çiftiniz " Bir çift Çorap aranıyor, düğün de bizden yarışması" na hoş geldiniiiizzzz

(Alkışşşşş)

Bendeniz "Dantelli Penti" , bu gün yine tekleme çorapları eşleştirmeden, bu yarışmayı bitirmeyeceğimmmm.... 
Bu gün aramızda çok güzel, saygın, yünlü, yazlık, babetlik, patik, diz altı, diz üstü ve hatta  dantelli  tekleme çoraplarımız var...

(Alkış)

Efendim, talip olan tekleme çorapları, stüdyomuza bekliyoruz.. Çıkıp çıkıp gelin anacıımmmm

 (hahahahahaha gülüşmeler..)

Canlarıımmm..  Dantelli ablanız kurban olsun size anammmm..İlk konuğumu çağırayım mı? He? Ne dersiniz?

( e-vet e-vet...e..)

Peki o zaman ilk konuğumuzu çağırıyorum, alkışlarınızla DELİK ÇORAAAPPPPP..

(Alkış)

Hoş geldiniz. Bize biraz kendinizden bahseder misin?

D.Ç : Tabii efendim. Çok zorluklar çektim, kokan ayaklar, uzayan tırnaklar zamanla beni aşındırıp delip geçti.

DANT. PENT : Çok üzücü olaylar bunlar, maalesef günümüzde hala çorapların başına gelebiliyor. Peki eşinizi nasıl kaybettiniz?

D.Ç : En son birlikte makinada yıkanıyorduk. Birden makinanın kapağıyla lastiği arasına sıkıştı..(Ağlıyor).. Dilimiz yok ki söyliyelim orada diye. Makina onu yuttuktan sonra ben de evsiz kaldım.  Beni de çöpe attılar. 

DANT. PENT: Çok üzüldük DELİKLİ ÇORAP bey. Allah bir daha göstermesin. Peki efendim aradığınız eş adayı nasıl olmalı?

D.Ç : Delik olmamalı. Beni taşıyabilmeli..Kaliteli, bakımlı, mümkünse paketi açılmamış bir gonca gibi olmalı.  Dantelli olabilir, zarif olmalı..Göze hitab etmeli, yanıma yakışmalı. 

DANT. PENT: Aman efendim. Siz bir garip delik çorapsınız. Böyle biri neden sizi alsın ki?. Ne özelliğiniz var?

D.Ç: Efenim azıcık ucumdan dikseler, yıkasalar ben hala gıcır gıcır, harika bir çorap olurum. Ama hayat şartları işte. Çok sıkıntı çektim, bir daha yaşamak istemiyorum. Ve şunu da söylemek isterim; Eşimin üzerine bir çift çorap daha asla ve asla giymem.. Onun namusu benim namusumdur..

( Alkış)

DANT.PENT: Peki o zaman inşallah aradığınızı bulursunuz. Sizi yerinize alalım.

Evet efendim. Biliyorsunuz geçen hafta YÜNLÜ ÇORAP beyle, PATİK ÇORAP hanım birbirlerine talip olmuşlardı. Bakalım sonucu ne olmuş? Buyrun efendim..

( Alkışşşş.. Entarisi duv duv yar, geliyir diye......lirlirlirlir...)

DANT. PENT: Hoş geldiniz efendim. Naılsınız?. Görüşmeyeli ne karar aldınız?

YÜNLÜ ÇORAP: Anlaşamadık...

(aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa)

DANT.PENT : Aa.. Neden?. Biz sizi yakıştırmıştık birbirinize.  Renkleriniz de tutuyordu birbirini. Ne oldu?

YÜNLÜ ÇORAP: Ben uzun ve sıcakmışım. Ne var ne yapalım?.  Ayakkabının dışına çıkıyormuşum, beni kıskanıyor.  Sen etrafı görüyosun, diğer çoraplarla fingirdeşiyorsun diyo.  Bunalttı beni, katlanamıyorum artık.  Yeni taliplerimi arıyorum.

DANT.PENT: Ya siz patik çorap hanım?

PATİK ÇORAP: Çok kaba bir adam. İlk tanıştığımızda sanırım yün olduğu için elektrik almıştım. Bu adam dayanıklıdır, hem beni hem kendini ısıtır demiştim. Sonra bana gerçek yüzünü gösterdi. Buradan söylemek istiyorum ki, programmın dışında PATİK arkadaşımla görüştüklerini gördüm. .

(aaaaaaaaaaaaaaaa)

DANT.PENT: Ne diyorsunuz? Doğru mu PATİK hanım?

PATİK: Evet biz birbirimizle eşleştik. Bunu size açıklayacaktık. Biz birbirimizi seviyoruz Dantelli Penti hanım.

DANT. PENT: Öyleyse yapacak bir şey yok. Haftaya düğünümüz var efenim.... Hayde.....,

(Entarisi uv duv yarr, geliyir diyemm uydum yarrrr...lirlir..)

Efenim haftaya kaldığımız yerden devam edeceğiz.  Tekleme bütün çorapları  "Bir çift çorap aranıyor, düğün de bizden" yarışmasına bekliyoruz.. Hoşçakalınnnn...:)

28 Ocak 2014 Salı

DANSA DAVET..


(müzik eşliğinde lütfenn)

Ellerini tuttu ve dansa kalktı. 

Daha önce dans edebildiğini bilmiyordu kız, belki de hiç bu kadar hızlı hareket etmemişti. Belinde hissettiği yabancı el onu sanki gökyüzüne yükseltiyordu. Uçuyordu, uçuyordu, uçuyordu..

Kanatları yoktu , ama vardı da.. Kendini hiç bu kadar özel hissetmemişti kız ve genç adam hiç kimseyle bu kadar uzun dans etmemişti. Tek kelime etmiyorlardı , sadece gözleri konuşuyordu ikisinin de..Ve bedenleri.. Hiç bu kadar sıcak olmamıştı...

Yorulmamıştı genç adam, yorulmamıştı güzel kız ve zaman her zamanki gibi hızla akıp gitmemişti.. Sadece bir şey olmuştu o anda, ikisine de aynı anda..

Müzik sustu, beden durdu ama gözler her şeye inat konuşup dans etmeye devam ediyordu. 

ZIrrrrrrrrrr.....zIrrrrrrr.......Çalar saat sesine uyandı kız. Boş tavanda gözlerini gezdirdi, uyanmak istemiyordu, tekrar uyusa rüyanın devamını görebilir miydi;? Peki o genç adam, gerçek hayatta var mıydı?. Peki bu rüyanın anlamı neydi?

İki dakika sonra annesi odaya girdi ve kızının alnına sıcacık bir öpücük kondurdu. " Günaydın Prensesim"
Kapının arkasında katlı halde duran tekerlekli sandalyeyi kurdu ve prensesini nazikçe oturttu. 

Ve tekrar müzik çalmaya başladı..

Ama bunu bir tek güzel kız duyabiliyordu. Kalbinde çalan ritimle dans ediyordu ama bunu bir tek o görebiliyordu ve o genç adam.. Onu yanında hissediyordu. Bunu kimseye söylemedi. Söylemek istemedi. Sadece gülümsedi..






26 Ocak 2014 Pazar

BENİM ADIM ÇOCUK




Merhaba,

Benim adım Celil,
Benim adım Ahmet,
Benim adım Muhammed,
Benim adım Abbas,

Henüz 7 yaşındayım , sanırım hayatımın son dakikalarını yaşıyorum. 
Gözümün önünden geçen film şeridi kısa sürdü benim,
Baş rollerde annemin oynadığı bir film.
Sahi,
Annemm..

Nasıl geldim buralara,
Bir ara sokak aralarında arkadaşlarımla oynadığımı hatırlıyorum,
5 yaşındayım,
Elimde bir sopa var..
Askermişim ben ve tabi onlarda..
Koşturuyoruz bir sağa, bir sola
Kimse vurulmazdı bizim oyunlarımızda,
Yaralananlar olurdu , onları taşırdık..

Şimdi ise asker olan arkadaşlarım yok,
Oyun yok,
Çocuk yok,
Hayat var.
Gerçek askerler var,
Ve ben artık askerleri sevmiyorum.


Annemi özlüyorum ben,
Babamı özlüyorum,
Kız kardeşim Hanife'yi özlüyorum,
Sanırım kavuşuyoruz,
Tekrar bir aile oluyoruz.

Benim adım ÇOCUK
Ve ben,
ÖLÜYORUM..

11 Ocak 2014 Cumartesi

KALABALIKTAKİ HİÇ KİMSE OLMAYAN TEK İNSANA İTHAFEN YAZILMIŞTIR...


Ne de güzel gülümsüyorsun..Gözlerinin içi gülüyor sen gülünce. Sen kim olduğunu iyi biliyorsun , bırak anlatayım da herkes bilsin.:)

Bir sen vardın bir de ben.. Vardı tabi birileri daha ama kimin umrunda.. Söyledim ya; bir sen vardın bir de ben... Sanırım dünya dönüyordu, zaman akıyordu ben farkında bile değildim.. Sahi, ne kadar çabuk geçmiş zaman ve ben seninle ne kadar da büyümüşüm..

Düşünüyorum seni ve daha düşünürken bile gülümsüyorum. Bu yine iyi benim için.. İlk zamanları hatırlıyorum da, sen aklıma gelince daha çok utanıyordum. Yanımda oturan annem ya da karşımda oturan babam seni düşündüğümü fark ederler diye hemen aklımdaki hayalini dağıtıyordum.. Düşün yani, ben bu kadar küçüktüm :). Ama sen içimde meğer ne kadar da büyükmüşsün.

Herkes aşkın tanımını yapıyor. Belki sıradan bir şeyler yazsam ben de tanımını rahatlıkla yapabilirim ve sanırım bir kaç yazımda da yaptım. Ama şu an bu yazıyı sana ithafen yazdığım için midir bilmem, aşkı anlatacak kelimeler bulamıyorum.. Sıradan bir tanım değil aşk. Ya da bu ne ise sana hissettiklerim, bunu  anlatacak hiç bir  kelime yok. 

Aşkı anlatacak kelime bulamayınca , ben de refleks olarak sana yoğunlaşıyorum. Seni anlatacak bir kaç kelime bulabiliyorum en azından. Hatta bir tanesi var ki kendimi aşmışım gerisini sen düşün :D;
"Hiç kimsemin olmadığı kalabalığın içindeki, hiç kimse olmayan tek kişi sensin."( Edebiyat yapmaya çalıştımm:D). Ne yapayım, romantik olmaya çalışıyorum ama bir yerden sonra Kaybakam geri dönüyor.

Çoğu zaman romantik olamıyoruz biliyorsun , bu işler kesinlikle bize göre değil.:). Ama biz çok güzel dost, sırdaş, aile, eş olabiliyoruz.. 

Biliyor musun? 
Biz en güzel sevmeyi becerebiliyoruz..:)


10 Ocak 2014 Cuma

PARA VERSEN BİR DAHA ÇIKMAZ..:D

 Bakın size neler göstereceğim..:)



Hımm..:).. Yukarıda görmüş olduğunuz eseri, vallahi de billahi de ben yaptım :D.. Ama nasıl yaptım bilmiyorumm.. Sanırım İnsanın canı sıkılmaya görsün.. İçimdeki cevheri durduramadım gari.. Ama henüz bitmedi ki:).  Bu eserimin adını MANDA GÖZÜ koydum..:D


Efenimm;


Sol tarafta görmüş olduğunuz eseri de bizzat kendi ellerimlen yaptımm..:)  Bu eserimin adını, "Hilal" koyuyorum..Hi-lal. "lal" kısmı "lan" gibi düz "a" ile okunuyor.

 Hey maşallah maşallahhh :).











Sağ tarafta görmüş olduğunuz eserimde ise ; "Genç bir kızın dramı"nı  ele almak istemiştim.. Ama ala ala küçük bir çocuğun bir şeker ya da ne bileyim bir çikolata için ağlar gibi bir halini çizebildim. Ama siz içten içe bilesiniz ki  genç bir kızın ardında bıraktığı gözyaşlarından başka bir şey değildir anlattığım :(
















SoN...:)

4 Ocak 2014 Cumartesi

BİR GECE ANSIZIN GELEBİLİRİİİMMM, BELKİDEEE..:D


Bir şey sorcam.. Valla kızmayacam ya.. Ama harbi, delikanlı gibi cevap verin;
Hiç düşündünüz mü " Yahu bu kız nerede, neden yazmıyor?" diye ya da ne bileyim eksikliğimi fark ettiniz mi?. Hiç mi bir boşluk hissetmediniz :(..Yıkıldımmmm...

Yıkılmadım, ayaktayım
Dertlerimle başbaşayım,
Zalimlere,
Kötülere,
Yenilmedim buraaadayımm...

Hahaha :):).. Valla geldim ve yazmayı çokkk özledimmm.. İnanın sevgili minicik ( varsa eğer) okur kitlem, o kadar meşgulüm ki şu aralar ve final haftasına giriyorummmm... Allah'ımmm !.. Son sınıf olmak çokk zorrr...:( Ama yine de" yazacağım" dedim yaa.. "Allah allahh !.. " diyerekten başladım içimi sizlere dökmeye..:)

Yazılacak o kadar çok şey birikti ki, ama ben bu yazıyı günlük gibi tutmak istemiyorum.. Aslında ne yapmak istediğimi ben de bilmiyorum.. Sadece yazmak yazmak istiyorum ama öyle de "Lap" diye de yazılmıyor hani..

Heee...Bu arada bu yılın ilk yazısı demi ya..Ohaa... Şöyle bir maşallah'lı bir şeyler mi yazssaydım , kırmızı kurdele mi kesseydim , napsaydım arkadaşım inan bilemedim. Tamam tamam bir yerden başlayacağım.

Başlıyorummm :)

Yahu ne zorlandım bu sene bu kadar bilmiyorum. Sanırım biraz fazla rahattım,şimdi biraz daha az rahatım.. Bu da haliyle beni rahatsız ediyor. Yani önceki seneler biraz rahatsız olsaydım, şimdi belki biraz daha rahat olabilirdim.. 

Yine karışık cümleler kurmaya başladım. İnanın kafam da cümlelerim kadar karışık, uyku düzenim bozuk,
"Okuyom ben ya " modundayım hani.." Neden böyle oldum?" dedim anneme , "Nazar" dedi . Anneme kalsa hastalıkların ana nedeni nazar zaten, anlamadım ki. Nazar ilacı diye bir hap çıksa, annem her hastalandığımızda onu yedirir, içirir, iki okur üfler tamam işte yallah. Sanırım zamana ihtiyacım var, daha sonra her şey yoluna girecek ben biliyorum.

Bu arada şu an proje ödevi yapmam gerekiyor ama ben neden blog yazıyorum bilmiyorum.Aslında biliyorum..:(.. Ben ödevi yapmamak için elimden geleni yapıyorumm...Keşke bu keskin zeka ve enerjimi ödev yapmakta kullanabilsem. Ama vicdanım da rahat yani.. Nasıl işse.. Yumurta kapıya dayanmadı ya.. Ah ahh.. İnsan yedisinde ne ise yirmi dördünde de odur.. Hİİİİ... 24 mü?.. Off off.. Zaman su gibi akıp gidiyor vallahi..Daha bir kaç gün önce  23tüm..:(

Yanlış anlamayın yaş takıntım yok aslında, ama yine de büyümüşüm hani bunu fark ettim..Eder etmez de tüylerim tiken tiken oldu.. Galiba yavaştan takıntı yapmaya başlayacağım.. Heee.. Demekki bu işler böle başlıyomuşş. Vayy be..

Sizlerle konuşmayı özledim ben yahu.. Acaba siz kimsiniz?...:)

Neyse... Şimdilik burada keseyim, ödev yapayım ben .. Ama önce müzik dinleyeyim de bir sonra hemen başlarım.. Sonra da uykum gelir mi dersin? :D.. AMMANNNNN... Yarın yaparımmmmmmmm:P..



Bu da hepimize gelsin ...:)




29 Ekim 2013 Salı

CUMHURİYET VALSİ ...



(müzik eşliğinde okuyunuz )

Merhabalar efenimm..:).. 29 ekim cumhuriyet bayramımız kutlu, mutlu, huzurlu olsun...Hepp huzur dolu geçsin eski günlerdeki gibi.. Hep beraber; (kürdüyle, türküyle, romanıyla, çerkeziyle, lazıyla, boşnağıyla, manavıyla vs ) mutlu, huzurlu olmak tek dileğim bu gün..

Lafı uzatmayacağım arkadaşlarım, biliyorum herkes bu gün bir çok şey yazacak. Herkes güzel şeyler yazacak , bunu hissediyorum. Bu nedenle bu gün okuyucu olmak istiyorum yazar değil.

Osmanlı Nuh'un Gemisi gibiydi , her mezhepten insanı barındırdı içinde. Türkiye'ye miras kalan güzel yönlerden biri de bu.. Değerli bir miras.. (Bana göre).. Bu mirasa sahip çıkalım, nice 90 yılları devirelim birlikte inşallah.. :)..

Bu bir dans ise, ver elini birlikte dans edelim bu gün. .Ya da gel senle valsa davet oynayalım ..:) Adı da Cumhuriyet valsi olsun..


27 Ekim 2013 Pazar

GÖLGE OYUNU !


Yoruluyor insan, ama belli etmek istemiyor çevresindekilere. Yorgun olmak aciz olmak demek sanırım, yeni yeni öğreniyorum. Yorgun olmamalıyım.

Gözlerim kapanabilir, açmak için direniyorum, direnmeliyim. . Ya olduğu gibi görünmeli insan, ya da göründüğü gibi olmalı ya hani, göründüğüm gibi olmayı tercih ediyorum bu gün.. Olduğum gibi görünmeye halim yok.

Bu gün gölgemle yer değiştirdi bedenim, ben gölge oldum, gölgem ben.. O ilerledi beni de götürdü gitti yere, sesimi çıkarmadım. Hoş gölge idim, sesim bile yoktu ki; o konuştu ben ağzımı oynattım..

Uzaktan izledim kendimi, ne kadar da yabancı geldi.. Kahverengi atletin üzerine koyu yeşil bir hırka, kot pantolon giymişti bedenim. Sanırım gölge, karanlık günlerine inat, rengarenk giyinmişti. Bu gün karanlık olan bendim, renkli olan yine ben..

Dedim ya, bu gün göründüğüm gibi olacağım, olduğum gibi görünmeye halim yok..

Sessiz olmak güzel aslında, yani gölge olmak. Seni fark edecek biri yok, beden ne yaparsa onu taklit ediyorsun bir nevi oyun gibi. Yanlış yapsan bile yanlışını görecek insanlar yok ki çevrende. İnsanlar birbirinin yüzüne bile bakmıyorlar, sana mı bakacaklar? Koyu bir karartı...

Bir gün içinde boyun uzuyor, zayıf görünüyorsun.. İnanır mısın, sivilcelerin bile belli değil, daha güzelsin.. Aslında hep varsın, her yerde, her şeyde.. Ama yoksun da.. Tuhaf bir şey.. Aman neresi tuhaf, normalde de varlığınla yokluğun arasında bir fark yoksa çok da farklı bir durum olduğu söylenemez..


Ben bu gün gölge idim. Yürüdüm, koştum, yemek yedim, konuştum...

Dedim ya; göründüğüm gibi oldum, olduğum gibi görünmeye halim yoktu..

24 Ekim 2013 Perşembe

KIZIM SANA SÖYLÜYORUM, GELİNİM SEN ANLA !


Kpss !
Evet sana sesleniyorum, heyy !..Arkana bakma sensin sen.
O ne havalar öyle yahu?
Nesin kız sen?
Senin saçını başını yolarım yosma !
İşine gelene torpil yapıyorsun,
İşine gelmeyene çelme takıyorsun,

Bak kızımm...(sarışın bir kız olduğunu düşünüyorum)
O kadar çalışıyorum,
Çabalıyorum,
Kendimi hırpalıyorum..
Eğer ki benim hakkımı yersen var ya...
var ya..
var yaa...
Yapma yani,
O kadar çalışıyoruz :(:(.
Elimizden geleni yapıyoruz,
Bizim paramız yetmiyor bazıları gibi önceden soruları bulmaya..

Her şey para değil be Kpss..
Allah'tan da mı korkun yok ?




23 Ekim 2013 Çarşamba

'BUL'MACA..


"Sizin yurdun girişi var ya.."

"eee" dedi patates. Vallahi bir an " Heh işte o senin totona girsin " diyecek sandım. Bunu Patatesçimle de paylaştım. Gülüştük.. Bir mesaj daha geldi;

" İşte oradan girdiğin zaman hemen karşıda bir ağar var. ". Vallahi bu sefer diyecek o ağaç girsin sana diye.. 

"..işte ben o ağacın üzerindeyim " dedi.

Allah'tan patatese giren çıkan bir şey olmamıştı ama ben içten içe çocuğa " işte o agaç sana girsin" diye haykırıyordum. Saf mı sandı bu kızı ayol?

Efenim . Bizim patates bu çocukla bir kaç gündür mesajlaşıyormuş. Çocuk bizim kıza "Merlin" ayakları yapmaya başlamış. Yok efenim senin evin orada bir park var, şu okula mı gidiyorsun, sen surada kalıyorsun, şu an şunu yapıyorsun vs.. Bizim patates de hafiften etkilenmeye başlamış.( Merlin'den kim etkilenmez)

"Kaybakam.  Valahi bir şey söylemedim ben. Nereden biliyor bu çocuk benim hakkımdaki her şeyi? Söyle yav bana bir şeyler söyle"

" Ne diyeyim patatesim. Sallıyor bildiğin. Sen inanma şuna be.. Sinir olmaya başladım iyice. Bir program mı yükledi yer bildiren, çip mi yerleştirdi telefonuna bilemem. Ben zaten teknoloji özürlüyüm. Ama ayak yapıyor sana besbelli. Len yurda köpek bile giremiyor demir parmaklıklardan, beyefendi girmiş de efendim ağaca tırmanmış. O ağaç var ya , o ağaç.. Onun ... tövbe tövbe ya.."

"Haklısın galiba.."

"Tabii ki haklıyım kızım.. Kekliyo bildiğin"

" Bence de.. Özellikle ağaç konusunda sana daha çok hak veriyorum."

Erkekler bulmaca gibi arkadaşım, ve ben bulmacaları çözmekte çok iyi sayılmam. Şu ana kadar hiç bir bulmacayı tamamlayamadım. Oysa her şey güzel başlıyor , "Bir nota", " Kuzu sesi", " Resimdeki aktris", "Boru sesi" vs.. bunları buluyorum her bulmacada. Geri kalan boşluklar çiçek böcekler ):.. Arada kendi adımı soyadımı da yazıyorum :)

Her ne kadar bulmacadan anlamasam da, bu çocuğu çözmek ne kadar zor olabilir ki?
" Senden önce çözmüşler bu bulmacayı, oyalanma kumpirim" dedim en nazik sesimle." Bırak ,seni tamamlayacak başka birini bul". Siz farklı gazetelerin bulmacalarısınız ya da farklı tip bulmacalar.  O basit bir çengel bulmaca , sen en zorlarından sudokusun canım kardişim :).

Ne demiş atalarımız ; "iki gönül bir olunca , masraflar da çok olur " :D... hahaha...



21 Ekim 2013 Pazartesi

DOĞMAMIŞ BEBEKTEN YEMEK TARİFİ :)..


Merhaba kaybaklarımm:)... Size doğmamış bir bebekten aldığım tariften bahsedeceğim:). Denedim , ben beğendim. Siz de deneyebilirsiniz:).. 

Not: Valla doğmadı len :D

Ne kadar garip bir şey şu hamilelik. Birden bire kişilik yapın, duyguların, düşüncelerin, vücudun,
 her şeyin şekil değiştiriyor. Farklı biri oluyorsun. Ben iken biz oluyorsun bir anda. Karar verirken de biz olarak karar veriyorsun çoğu zaman .

Hep bir ilgi beklemeler..Bu dönemde hassas olanlar da var, olmayanlar, naz yapanlar da var cancağızlarım .:).. Bende yalan yok. Ama abartanlara bir iki sözüm var;

Yazık kızz.. Onun da canı var, o da insan :(..Önce bir mutlu ediyorsunuz adamcağızları baba olacak diye, sonra da "vurucam kırbacı vurucam kırbacı".( Doğururken çekeceğiniz acıyı düşündüğünüz için bunu yaptığınızı düşünüyorum. Haklısınız, sesimi çıkarmıyorum hamile ablarım. Ama çok abartmasanız iyi olur, yoksa babacıklar çocuğu doğurduğunuz gün sizi boşayacaklar ..)

Bizim komşunun halleri bunlar kaybaklarım.. 40 yaşında bir kadın kendileri. Adını hatırlamıyorum, anneme sormam lazım ama şu an soramam geç oldu. Ayşe diyelim biz ona. Ayşe ablacım ilk çocuğunu doğuracak, Hasan amca heycanlı. Her istediğini yapıyor adamcağız. Kadın da onu sömürmüyor değil hani.

Geçen gece Hasan amca bizim kapıya geldi (2 bucuk 3 gibi).

" Nuri Bey, rahatsız ediyorum kusura bakmayın. Sizde süt var mı?"
" Bir bakayım.".." Buyrun"..
" Hay Allah razı olsun. Bizim hanım sütlü, çikolatalı, muzlu ekmek  aşerdi de. Süt yoktu evde"
"Hıımm.. "

Babamın sesi odaya kadar geliyordu. Ses tonundan kafasının karışıklığı belliydi. Ama uzatmadan adamı yolladı.

Ertesi sabah uyandığımda aklımda sütlü muzlu çikolatalı ekmek vardı. Tadını merak ediyordum. güzel gibi bir şey olmalıydı. Düşündüm. Ben müsli yemiş insandım. Tadı müsli mısır gevreğinden daha güzel olmalıydı. Denemeliydim.

Bir kase sütün içine bimden aldığım çakma bitter çikolatasını rendeledim. Bir tane de muz rendeledim...İçine bir de ekmek doğradım...Veeeeee ağzıma bir kaşık koydum...

Ohaaaa..

Bu çok güzel bir şey oldu. :):)... Bunu bir daha yapacağım...:):).. Bu tarifi acaba Ayşe abla mı yoksa içindeki bebek mi buldu bilemiyorum.. Ama aşermek demek bebeğin canının istemesi ise, bu bebek ağzının tadını biliyormuş :)

not : Görüntüye aldanmayın:)