BUYRUN..

HOŞ GELDİNİZ :) ARKANIZA YASLANIN VE TADINI ÇIKARIN..

25 Nisan 2014 Cuma

MEZUN PSİKOLOJİSİ...


Depresyondayımm... Vallahi de billahi de depresyondayım. "Ne olacak benim sonum?" diye düşüne düşüne kafayı yedim resmen. Hayır; çok mu önemli mezun olduğum ilk sene işe başlamam?. Ailemin yanına dönmek çok mu kötü? Keşke Sakarya'da kalsam.. Acaba beni bir serbest mali müşavir yanına işe alır mı?. Bir şeyler öğrensem.. Ama parası da güzel olsa.. Sonra bulutlar pembe olsa.. Otlar morr.. İnekler yeşil olsa ve hayat bayram olsa.. Off.. Saçmalamaya başladım yine.. 

Küçükken "Ne olayım?" diye bir monolog oynamıştım.(monolog: tek kişilik bir oyun). Oradaki kahraman ne olacağını bilmiyordu. Babası terzinin yanına götürüyordu , ütü yaparken müşterinin gömleğini yakıyordu. Oradan kovulunca berberin yanına veriyorlardı, adamı kesiyordu . Oradan oraya her yere götürüyordu babası ,çocuk yeteneksiz, eli iş tutmaz (aynı ben). Sanırım hoca da çözmüş beni bu monoloğu bana vermişti oynamam için. Kadına malum mu oldu bu hallerim nedir bilmem. En son soruyordu kahraman monoloğun sonunda "Şimdi siz söyleyin, ben ne olayım?" diye..

Benim de babam geçen gün aradı, 
"Alo Kaybakam.. Mezun olunca ne yapmayı düşünüyorsun?"
"Baba ya.. Bu sene kpssden pek umudum yok. Hazırlanamadım tam. Eğer izniniz olursa, ben Sakarya'da işe girip dershaneye de burada yazılacağım. Hem çalışır hem okurum."
"Yok öyle şey.. Bizim belediyenin muhasebe müdürü emekli oluyor. Gelince buraya başkanla bir görüş bakalım."
"Ne belediyesi baba.. Ben..."
"Görüş sen dediğimi yap."
"Baba benim tecrübem y.."
"Ya sen karıştırma bi dene "

Gördünüz ya kaybaklar, işler sarpasardı. Ufff.. Aynı o kahraman gibi tutacak elimden bir oraya bir buraya.. İçimden "Help ! Hellpp!" diye bağırsam bile kimsecikler duymayacak sesimi..:(.

"Batsın bu Dünya,
Bitsin bu rüyaa
Aldatıp da gülene
Yazıklar olllsunnnn...."

Allah Allahh !.. Gördünüz mü ne demiş Orhan Baba.. Demek ki adamın bir bildiği, bir gördüğü varmış. Kossskoca Orhan Baba bile "iiiisssssssyeeeeeeeeaaaaaannnnnnn" etmiş ben nasıl etmeyim gardaşşş..

Düşünsene;
Hesapladım da 17 senedir öğrenciyim. Kendim kendime okumaya programlanmışım ben, başka bir işe yarar mıyım hiç bir fikrim yok.. Yumurta kapıya dayanmadan ders çalışmaya alışık olmayan şu beyinciğim, herhangi düzenli bir işte çalışmayı kaldırabilir mi,?. En azından bu öğrendiklerim bir işe yarayacak mı? Fabrika ayarlarım var mı?.. Varsa fabrika ayarlarıma nasıl dönebilirim?.

Offf.. Kafanız şişti biliyorum..Yazı gittikçe bunalıma giriyor.. Korkuyorum depresyonum bloguma da bulaşacak diye.. En iyisi çok fazla dokunmayayım derinlere girmeyeyim..Kendi içimde depresyonumu yaşayıp, uyuya kalana kadar anime izleyim bari. 

Hoşçakalın Kaybaklarım..:(..

19 Nisan 2014 Cumartesi

POLO (Delikli Şeker)


Poloo... Delikli şeker..:)

Tek kötü alışkanlığım.. Ne sigaram var, ne içkim , ne kumarım.. Bir polo'm var arkadaş. Günde 1 paket ile sınırlı tutmaya çalışıyorum.. Ama bazen tutamıyorum kendimi elimde değill :)

 "Off.. Ayşegül ya.. Canım tatlı bişiler istiyo. Gel kantine gidelim." dedim,
" Hoca gelecek şimdi kızım. Sonra gideriz .. Al şimdilik bununla idare et."
"Bu ne be."
" Nankörlük etme , İdare et işte. Hem seversin bunu. Ayrıca küçükken hiç yemedin mi? Hatırlamıyor musun?
" Yo.. Bilmem. Adı ne bunun?"
"Polo"
"Hatırlamadım. Neyse. Ver bakalım bir tane Ayşecik"

İşte o an, adını hatırlamadığım bu şeyin, tadını hatırladım.. O günden beri çantamdan hiç eksik etmedim. 
( Gerçekten).Hatta aramızda espri konusu bile oldu..:)))) ;

1.
" Çek bir fırt kanka.." diyerek polo şeker elden ele doşaştırmaca.

2.
"Ay ya.. Tansiyonum düştü. Çok kötüyüm. Tansiyon ilacı olan var mı?" demek aslında " Polosu olan var mı?" demektir.:)

3.
"Öhö öhö" demek bile bazen yeterli " Polosu olan var mı?" demek için..


Ne diyelim;
Günde bir avuç polo,
Her derde DEVO....:P

"Yahu konu mu bulamadın da şekeri anlatan bir yazı yazdın be Kaybakam?" diye sorarsanız., " Yooo... Ne alakası var ki. Hıh.. Hiç yani.. Kem kümm.. " derim.. O yüzden sormayın..:D..Haydin sonra görüşürüz.








17 Nisan 2014 Perşembe

KANLI 'AY'


Evet.. Kanlı... Kanlı bıçaklı...

Bu gün kanlı ayın ilk günü. Her şey 500 yıl önce Ay'ın , Dünya'nın ve Güneş'in aynı hizaya gelmesiyle başladı. Bu gün Ay, 3. kez kanlandı....

( Ürkütücü dimi?..:):):).. Hihihih..... Öööcüüüü)

Okuduğuma göre, bu durum tüm burçları etkiliyormuş kaybaklarım.. Hatta bir yerde " Bu günü uyuyarak geçirin, çok gergin olacaksınız eyy insanlarr !" diye bir yazı bile okudum.... Sonra düşündüm, düşündüm.. Acaba biz de etkilendik mi?. 

Kızlarla bu konuyu konuşmaya karar verdikten hemen sonra bu konuyu konuştuk ( Nasıl bir cümle bu yahu )
Herkes kendini inceledi ve düşüncelerini benimle paylaştı;

1. BÖLÜM : Salatalık

"Acı çekiyorum kızım sabahtan beri.Acı çekiyorum ! (ses, bir tarafından çıkıyor gibi). Yalan söylüyorum. Aslında özlemedim, ama tatil için özledim dedim çocuğa.( Hiii..... Kanlı ayda ilk yalann.. Aman Allah'ımmmmm...) En önemlisi de ne biliyor musun?  Burcum oğlak, ama kendimi ikizler gibi hissediyorumm"

2.BÖLÜM: Patates

Salatalığın deyimiyle hala evrim geçiriyor. Ne bulduysa, ne gördüyse, eline ne geçtiyse her şeyi yedi. Durduramadık. Ağlayası var galiba emin değilim. "Kızımm ölüyorum, parmaklarımı filan hissetmiyorum !" diyerek ifade etmeye çalışıyor kendini. " Canavara dönüşüyor işte ! Evrim geçiriyor ." diyor salatalık.. Üzülüyor arkadaşı için. ( Ağlıyor ).

Oysa bu gün kavga etmediler.. Sadece yüksek sesle konuştular.. (çok yüksek )

3.BÖLÜM : Çarliston Biber

Şu an karmakarışık duygular içinde anayasa çalıştığını söylüyor. Tam şu anda ; "Kızım ben iyi değilim gerçekten.. Beni Ay tutmadı da....." derken  salatalık ; "Otobüs mü tuttu?" diyor..( Kahkaha atıyorlar. Iğğyyy.. :D..  Ama hoşuma gidiyorr...)
Tam şu anda patates ;" Yanıyorummmm !" diye bağırıyor, Çarliston ;" Salatalığı kesin Ay tuttu" diyor, ama duyguları hala karışık.

Enerji patlamasıyla birlikte hafif bir mide ağrısı varmış gastritten dolayı.( Bunu bana sanki doktora şikayetlerini anlatır gibi anlatıyor inanabiliyor musun?.).. Bu arada Salatalık ve Patates hala kıtlıktan çıkmış gibi bir şeyler yemeye devam ediyorlar..

4.BÖLÜM : Domates

"Ay beni dün etkiledi, şu an çok iyiyim. Dün eniştenle kavga ettik biraz 'Senin biraz saçını mı kestirsek? Dur sana biraz para vereyim' dedi, şu an iyiyiz. Dün psikolojim bozuktu." diyor ve ekliyor "Dünü anlat sen Kaybakamcımmm, yaz oraya.".. 

Ne yazsam?.. Şeyy.. Domates gerçekten etkilenmiş gibi. Şu an ders çalıştığını gözümle görmesem inanamazdım.. Sanki dünya tersine dönmüş.. Ya da Ay herkesi olumsuz etkilerken onu olumlu etkilemiş.

5.BÖLÜM : Kaybakam (final)

Etkilendim mi acaba?... :P:P... Bilin bakalım etkilendim mi?.. Hu huuu...

Yok bea..:D.. Ama duurr.. Etkilendim len.. Şu an vizeye çalışmam gerekirken ben bunu yazıyorum.. Normal olmadığım kesin.. Tabii canımmm.. Normalde çok normalimm.. Eminim.. Hı hı.. Valla bak.. Normal kişiler arasında beni görsen, anormal olduğumu anlamazsın..:D.

Off deli gibiyimm..

Tam şu anda Çarliston bir hışımla içeri girdi; " Kaybakam'a bakarak bir şeyler söylemem gerekiyor.." dedi.. Merakla yüzüne baktım.. Önemli bir şeyler olmalıydı. "Federe devletler...." dedi.. Haa? Evet evet.. Yanlış duymadım ya..Federe devletli bişiler dedi yüzüme çemkire çemkire..Geldiği gibi geri gitti..

???

SONUÇ : Bizim odayı 'Ay' çarptı.
Ölü yok, herkes yaralı...:)))



16.04.2014
00:51




11 Nisan 2014 Cuma

KAYBAKAM HANIM'IN DOĞUŞU...


Merhabalarrr sevgili kaybakcıklar..

Bilir misiniz ki "Kaybakam Hanım" nedir?. Ne demektir?.. Bir anlamı var mıdır?. Varsa eğer zıt anlamı var mıdır?.O da yoksa bla bla bla....." Kesssss... sadede gel Kaybakammm !" dediğinizi duyuyorum.. Tamam tamam.. Anlatıyorum işte..

Bir okuyucum bana demiş ki: "Ne demek Kaybakam?.Nasıl ortaya çıktı?". Şeyy.. aslında Kaybakam Hanım yanlışlıkla ortaya çıktı.:)... Şöyle ki ; orjinalde bu bir seslenişti;

" Hanım her şey hazır mı?"
"Hazır hazır.. Reklamlar bitmek üzere."
"Bırak şimdi sen reklamı.. Çay hazır mı çayy"
"Hazır dedim ya Bey.. "
Adam oturma odasına gire, bir sürü boş kolduktan gider kadının oturduğu koltuğa;
"Kay bakam Hanım az". der..

İşte.. Buradaki "Kay bakam Hanım" oldu size "Kaybakam Hanım"..:)... Yanlışlıkla boşluk bırakmamışım ..:).. Diyeceksiniz ki ;" Düzeltseydin kızım o zaman"..Düzeltmedim..:).. Çünkü pek bir havalıydı; "Kaymakam Hanım" gibi..:D..Bir de ben maliye okuduğum için, dedim belki de Allah malum etmiştir.. Şimdi Kaybakam olan ileride Kaymakam neden olmasın?..:P...

İşte bu ismin hikayesi buydu..Bu arada orijinal bir blog ismi bulamadığın için yazılarını yayınlamadığını söylemişsin.. Ama önemli olan blogunun ismi değil, içeriği.. Farkını belli edersen zaten seni severler.. İçindeki yeteneği dışarı çıkarmalısın..( Naçizane fikrim )

Benim yeteneğimi soracak olursan, accayiippp saçmalarım.. Gerçekten.. Benim yeteneğim bu.. Hayal gücüm çok geniştir.. Bazen aklına gelmeyecek konularda yazılar yazıp seni şaşırtabilirim.. Ve hikayeler, masallar üretmeyi severim.

Gerçek hayatta nasılsam burada da aynıyım.. Birileri beni daha çok okusun diye ilgi alanıma girmeyen konularda , bilgi sahibi olmadığım konularda yazılar yazamam.. (İstesem de yazamam). Benim tek yeteneğim 'Mizah'ım.. Başka bir yeteneğim yok..

Biliyorum ki sen bir çok güzel yazılar yazacaksın.. İşte o zaman seni "kıskanacağımmmm"..



Sonra belki ben de sana soracağım ".....ne demek?" diye..Ne de olsa"Hepimiiizzzzzzz kardeşizzzzzzz..bu öfkeeee Ne diyeeeee. "..:)..

HİH HİH HİH HİH...(sinsi gülüş)...:P

10 Nisan 2014 Perşembe

VİZELERE GİRMEYE HAK KAZANDIM ANNE !


Geldi yine bizimki...

Geldi işte, yine geldi..:(. Hemen not bulmak lazım değil mi?. Neydi şu hiç sevmediğim kızın ismi? Heh.. Ayşe Ayşe.. Hatırladım.. Bir muhabbet kurmak, bir çay ısmarlamak , bir oturup iki gülmek farz oldu şimdi.. 

En sevimli halim;


Kimse dayanamaz bu bakışa.:).Notları aldıktan sonra çalışmakta ne var..


Bir uyanırsın ;


Peki kazanan kim olur?


SONUÇ:

"Eee... Bütlere girmek de nereden çıktı şimdi Kaybakam?"
"Vizelere tekrardan girmeye hak kazanmışım anne"

hihihihi....:):):)....(şşşşşttt... aramızda :P)





9 Nisan 2014 Çarşamba

MALİ ADAM İCAT ETTİM !..(Orijinal :P)


"Görsel Tasarım"..

Hatırladınız mı bilmiyorum ama geçen yazımda bahsetmiştim (bkz. Güm be de güm be de güm güm ). Vay arkadaş. Nereden seçtim ben bu LANET dersi.

Oysa ki ben resim yapmayı seven bir insandım..:(  İçimi çürüttü, hayal gücümü törpüledi bu adam..Yahu resim dersinde ne olur?

1- Boyanın her türlüsü
2- Resim kağıdı
3- Kalem , silgi vs..

Oturursun bir köşeye ve efenim kuş mu çizersin, çiçek mi çizersin, böcek mi çizersin... Artık sana kalmış arkadaşım.. Kafan rahat.. Ohh.. Dünya varmış.. Ama biz resim dersinde bunların hiç birini yapmıyoruz ki.. Yahu biz son sınıfız.. Ver işte numaradan ev çizdir, ne bileyim seni çizelim (portresini yani..).. Ama yokk !

Geçen zamanlarda hatırlar mısınız bilmem, kağıt kıvırma sanatı yaptırmıştı. Baya bir uğraştık ne zormuş arkadaş. Bu sefer de kolaj çalışması yapacakmışız. Nah bu koyduğuım resim kibin.. Ama tam olarak öyle de değil.. Hem bu resmi yapacağım , hem de sen bu resme baktığında maliye teması göreceksin.. Haydi bakalım çık işin içinden Kaybakam !..

Bir mukavva aldım 70e 100 cm. Mubarek ne yerde durur ne gökte.. Okula getirene kadar ( Neredeyse boyum kadan) aklan karayı seçtim..Ahh ah.. Allah'ın sopası yok işte.. Var mı öyle kolaydan ders geçmek Kaybakam Hanım.. Seçmezsen bölüm derslerini olacağı bu..

Lenn !..len hoca.. Ben de bu kolajda parayı konuşturmazsam bana da Kaybakam Hanım demesinler..Bu bir rüşvet değil yanlış anlamayın kaybaklarım. Öyle ya, Hem adam olacak, aynı zamanda mali olacak.. Ben de paradan adam yaparım..:) Mali adam olur :P.. Nasıl fikir?

Ben buldummm !.. Ben buldummm :D..

6 Nisan 2014 Pazar

DONDURMA MACERASI...


Aşırı sıcak bir günde, Kaybakam dondurma yemeye karar verir..
Etrafına bakınır bakınır bakınır, " Maraş Dondurması " yazılı tabela ile karşılaşır.;

O anda kaybakam böyledir;

Biraz sonra neler yaşayacağını bilmeye Kaybakam, Koşar adımla maraş dondurmacısına yaklaşır.
" Abi.. Bana 2 talelik koccaman bir dondurma verir misin?" diye sorar,
"Hay hay efenim" cevabını aldıktan sonra beklemeye başlar,

O anda Kaybakam böyledir;

Ve Kaybakam elini külaha uzattığı anda maraş dondurmacısı ilk şakasını yapar;

O anda Kaybakam böyledir;

Tekrar elini uzatır;

Ve tekrar..

Artık sinirlenen Kaybakam, Dondurmadan vazgeçmek üzeredir;


 Son bir umut kıvılcımı ile son bir kez elini uzatır, güzelim dondurmayı kapmıştır..

O anda Kaybakam böyledir;


SON









NE GÜZELSİN 'ÇOCUK'



Çocuktuk önce; tıfıl tıfıl zayıftan, incecik bir şey.. Her birimizin eline verdiler emek arası domates, peynir, zeytin saldılar çayıra mevlam kayıra. Oynadık , oynadık, oynadık.. Kavga etmeyi öğrendik, gülmeyi, ağlamayı, paylaşmayı...  Aslında kardeşliği öğrendik daha çok o yaşlarda. Annelerimiz ; saç başa girdiğimiz zaman: "Yapmayın, kardeş kardeş oynayın" derdi, biz de sanki bunu demelerini bekliyormuşuz  gibi hemen başka bir oyunda kardeş kardeş oynardık

Büyüdük biraz daha sevmeyi, aşkı öğrendik. Aynı kızı/ oğlanı sevdiğimiz de oldu bizim. Belki de bu yüzden ilk kıskançlık tohumları ekildi göğsümüze, filizlendi, büyüdü. Biz büyüdük , o büyüdü.. Anneler de sustu 'kardeş kardeş' oynamadığımızı gördüğü halde, biz de sustuk .
Büyüdük, büyüdük daha da büyüdük . Her attığımız adım, her kurduğumuz cümle daha da anlam kazandı. Ve bir gün geldi, biz  ekmek arası çocukluğumuzu özledik. 


4 Nisan 2014 Cuma

ALLA BENİ, PULLA BENİ, MİMLE BENİ...:D.


Merhabalar Kaybakcıklarım , şekerlerim , canlarım...:) Ya şeyy.. Sır saklamasını bilir misiniz?.. Ama kimseye söylemeyeceksiniz.. Söz mü?.. Ölümü gör len?.. Nolur söylemeyin ta..:):)

Bir şey soracağım, ama aslında bildiğim bir şey sanırım. Yani sanırım biliyorum.. Ya da bir kısmını bildiğim ama en önemli kısmını bilmediğim bir şey bu..:D.. MİMLENMEKKK

Yahu mimlenmek nedir biliyorum. Hemen öyle alevlenmeyin  "Bu mu sır.. Tüü senin kalıbına !" gibi sözler duyuyorum sanki şimdiden.. Asıl sorum şu; hadi diyelim ki biri beni mimlemiş.. Benim nereden haberim olacak ki?. Merak ediyorum.. Yani sorum buydu. Hiç mimlendim mi acaba?

Mim ne işe yarıyor hiç bir fikrim yok açıkçası.. Nasıl mimliyorsun? Hangi konularda mimliyorsun?."Mimlemek".. Ne bileyim tuhaf bir kelime.  Nereye çeksen oraya gelir. Düşünsene bir polis gelse ve size " Kaldır ellerini Poliss.. Seni kanun namına MİMLİYORUM" dese kulağımı hiç de tırmalamaz hani. Ya da bir gazetede "Yazıyooorrr yazıyooorrrr.. Mimlenen politikacıları yazıyoorr" diye bir manşet görsen hiç tuhafıma gitmez..

Haha..:D.. Hatta daha da ileri götürüp her zaman ki gibi saçmalamam gerekirse ; " Al güzel kızım sana MİM kurabiyesi yaptım" dese annem , o kurabiyelere bayılırım..:D. " Şu dolaptan tornavidayı, çekici, mimleri getiriver" dese babam hemen getiririm..

Ya da düşünsene.. " Olum bak seni mimlerim ha" .. Ohaa.. Kavgada bile söylenmez..:D..

Velhasıl efenim mimlendim mi acaba diye merak ederkene bunu bir de size sorayım dedim.. Olur da biri beni mimlemiş de benim haberim olmamışsa kusuruma bakmayın , cahilliğime verin kaybakcıklar..:)... 

LAY LAY LOM GALİBAAA....:)


Bakın size ne buldum...:).. İlk yazmaya başladığım zaman yazmış olduğum hikayelerden biri.. :). Umarım beğenirsiniz. Bu hikayelerimi kaybetmek istemiyorum kaybaklarımmm :(.. Benim için her biri çok değerli..Haydin okuyun bakemm:)..


"Nasıl geçti habersiz,
O güzelim yıllarım.."

Yine takıldı dilime bu şarkı. Sanki ruhum 100 yaşına yeni basmış bir ergen. Merak etmeyin yakında bu tabirlerime alışacaksınız ( Öyle olmasını umuyorum ).

Sınavlarımı atlatmışım, keyfime diyecek de yok hani. Oh devlet yurduna gizliden 'Kettle' de soktum sıcak sıcak çay, kahve içebiliyorum.( Aman aramızda kalsın. Diğer türlü gece 12'den aşağı zebillerden sıcak su akmıyor napabilirdim ki.) . İsterseniz buyrun gelin bir kahvemi için :). Tanışırız, muhabbet sohbet etmiş oluruz hem. Gelirseniz çayınızı da almayı unutmayın, şeker bizde var :)  (Öğrencilik halleri işte).

Sizi 100 yaşındaki ergen bedenimle tanıştırayım biraz da. Kilo problemi yaşıyor kendileri bu aralar. Aslında takıtılı bir ruh hali var. Hiç de hayra alamet değil ama neyse. 10 kilo kadar vermek istiyormuş sözde. Annem ona yalvarıyor ; "Yapma 'Adı yok', Seda Sayan'a çıkan 19 kiloluk Hatice gibi mi olmak istiyorsun? Öldüreceksin kendini ." Ama o dinlemiyor. Aslında biraz da annemin abartması, alt tarafı 50 kilo olacak canım 'Adı Yok' ne var. Ama yok, ben tombalak olsam annemin daha çok hoşuna gidecek ben biliyorum.

Yurdun arka bahçesine indik kızlarla spor yapmaya. İki yuvarlandık hemen; "Ayh.. Oy. Çok yoruldum ya.. Yeter artık çıkalım odaya" diye sızlanmalar başladı. Abartmıyorum 15 dk. bile olmamıştı henüz. Hemen elimi adını bilmedim o spor aletinin tutma yerlerine vurdum; "Hayır !" dedim, "Benim de adım 'Adı yok' ise bu gün bu spor 1 saat boyunca yapılacak.". Herkes şaşırmış bana bakıyordu. Bir tanesi dayanamayıp sordu; "Tatlım ya bir problem mi var, neden bu kadar sinirlisin?". Ona bir Kadir İnanır bakışı attım ki sinirli olduğumu anlasın; aynı zamanda da ne yapacağım belli olmaz fazla da üstüme gelmesin. (- Seviyorum de, +Nayır... filan vardı ya. Hani sevse de sevmese de dayak yiyen kadın. Öyle bir bakıştı işte benimkisi de ne yapacağım belli olmaz. Aynı zaman da da fakir ama gururlu bakışıydı bu)

"Bir problem yok " dedim. "Sizz... İki yüzlüler.!. Daha bu sabah 'Su içsem yarıyor' diyen sizz.. " dedim ve devam ettim;
-" Sen Domates. Bu yaz sevgilinle barışma hayalleri kurmuyor muydun?. Zayıf ve alımlı Salatalık senin elinden fiziğiyle çalmamışmıydı enişte beyi?"
-"....."( Domates, sessiz bir şekilde yere bakıyordu. Utanmıştı, gözleri dolmuştu)
-" Peki ya seni Yogi? Ey Yogi.. Ayı Yogi.. Sen ki aramızdaki en kilolu olansın. Sen bizden daha hevesli değil miydin zayıflamaya. Bıkmadın mı XXXL kıyafetlerinden? Len senin adın neydi, bak adını bile 'Yogi' olarak hatırlıyorum. Hoşuna mı gidiyor bu durum?"
-" ..."( Ağlıyordu.)
-" Bizi küçük gören erkeklere ders vermeye çalışmayacak mıydık?. Yine 'Yürüyen goriller geliyor.. hihihi..' gibi sözler mi işitmek istiyorsunuz?. Blabla bla..." Bir sürü şey söylemiştim. Herkes sessiz, sadece beni dinliyordu.
Konuşmamı bitirdiğimde, 7 kişi olduğumuzu fark ettim. Oysa biz 3 kişi spora inmiştik. Anlaşılan duyanlar da nasibini almıştı bu konuşmadan. "Haydi bakalım herkes iş başına ." dedim. 

SONUÇ : Kendimi yatağa nasıl attım hatırlamıyorum. En son duyduğum ses ; "Ölmek var, dönmek yok!. Burası SURVİVEERRR !" diye bağıran Yogi'nin sesiydi. Ama gülmeye halim yoktu.



3 Nisan 2014 Perşembe

SOĞUK BİR ESPRİ ISITIR SENİ...


"İyi ki gelmişim derse vallahi.. Bu konular kitapta da yok. Vizede hapı yutardım.. Allah korusunnnn.." dedim Pelin'e..Pelin'in pek endişelendiği söylenemezdi.. Ben de saf saf hocayı dinlemeye devam ettim.

 Konu o kadar önemliydi ki. Neredeyse hocanın ağzında çıkan her sözü yazıyordum.. " Allah'ım ya.. Şükürler olsun." dedim tekrar Pelin'e.. Pelin; "Off" der gibi yüzüme baktı.. Hemen başımı hocaya çevirdim.. Dersi dinlemeye devam ettim.

"Türkiye'de kadın hakkı konusunda neler düşünüyorsunuz?" dedi hoca. Herkes bir şeyler söylüyordu.. Açıklamaları bir duysanız.. Ohoo.. Bu konu hakkında filozof kesiliverdiler vallahi.. Tam bu düşüncemi Pelin'le paylaşacaktım ki ; onun "Sakııınnnn !" bakışıyla karşılaştım...Bir daha konuşmamak üzere sustum..

Konumuz nereden nereye geldi.. En son vergilerden bahsediyorduk oysa. Şimdi ise dayak yiyen kadınlardı konumuz.. Bir anda ortam gerilivermişti sanki.. Herkesin küçük de olsa bir anısı varmış; kimisi bunu paylaşıyor, kimisi o küçük anıyı bile anlatmaya yanaşmıyordu. Ben mi ne yapıyordum?. Şeyy.. En son susmuştum ya.. Hala susuyordum..

Hocamız Prof. Dr. Habib Y. çok ilginç bir adamdır. Dersleri çok akıcı geçer, sohbet havasında..Düşünün ; vergi ne kadar ilginç bir konu olabilir ki?. Burada şu yazıyı okuyan kaç kişinin dikkatini çeker bu konunun teorisi merak ediyorum doğrusu.. Ama eğer Habib Hoca'dan ders alsaydınız, derslere göbek ata ata girerdiniz:)..Ne demek istediğimiz bu yazının sonunda anlayacaksınız.

"Türkiye'de kadın hakkı yoktur çocuklar" dedi habib hoca.. Çoğu kişi de ona katıldı.. Ama katılmayanlar da az sayıda değildi.. Hekes uzunca tartışılan bu konuyu açıklamasını bekliyordu hocanın. 

"Türkiye'de kadın hakkı yoktur; çünkü Hakkı erkek ismidir. Hakkı'dan kadın olmaz" dedi

(sessizlik)

Bu gerçekten olmuş muydu? Yani koskocaaaa profösör..Herkes birbirinin yüzüne bakıyordu.. Sonra bir şey fark ettim;

 Onların bakışı şöyle iken;


Benim bakışım ;

böyleydi.

Saçmalayanları ve saçmalamayı severim efenim..:). Herkes öyle bakarkene ben tabii ki böyle bakarım..:D.

Habib Hoca ansızın konunun en önemli yerinde, herkes konunun tam içindeyken ansızın soğuk bir espri yapar ve bu espriye bir tek kendisi güler. Biz de onun gülüşüne güleriz..:):).. 

Neden mi?



Onun gülüşü abartmıyorum böyle..:D...Dolayısıyla dersleri sürprizlerle dolu geçen bir adam..:) Büyüyünce ben de öyle olmak istiyorum....:P ( Prof. dr yani.. Öle soğuk espriler yapmak istemem doğrusu..:D).

Ay kaybakcıklarım bu günlük bu kadar yeter.. Bir daha ki programımızda tekrar görüşmek üzere hoşçakalın efenim:P..




1 Nisan 2014 Salı

AŞK AŞK AŞK YÜZÜNDEN...:D


Merhabalar... Bu gün nasılsınız?.. Beni soracak olursanız ben çokkkkça iyiyim kaybaklarım:).. Bu gün size birini tanıştıracağımmm...:):. O benim BATMAN'im.

O biiiiiiiiiirrrrrrrrrr halkın oyuncusu.. O biiiirrrrr yakışıklııı... o biirrrrrrr sevimlii... O biiiiiiiiiiiiiiirrrrrrrr  Aşkk.... O  bir ki üçç  benim sadık yarim, Kuşummm...Her zaman olduğu gibi ona da bir takma isim koyacağım..:).. O benim Vecihi'mm....


Efenimmm, 

Bizi kader birbirimize bebeklikten bağladı. Biz aynı mahallenin iki yaramaz çocuğuyduk.. ( Gerçekten yaramaz.. En azından ben çok yaramazdım.. Canım aşkım Vecihi'm daha usluydu.. O bilir:))... Küçükkene oynadığımız yakalamacılık, saklambaç vs. büyüyünce yerini aşka bıraktı sanırım.. :)

Bütün bunları burada anlatayım ki ileride (Eğer blogu da kapatmazlarsa) Torunlarım dedesiyle nenesinin nasıl tanıştıklarını birinci ağızdan bilsinler :)..

14 Temmuzdu.. Yıl 2008.. Güzel bir yaz günüydü.. Ben henüz lise baharındayken, beyefendiler benden büyükler, Ege üniversitesi öğrencisiydi kendileri..:)..Neyse.. Daha önceden belli ediyordu canım bu kendini..  " Kuşum, canım..." vs. gibi sözlerle.. Ama ben " Anlamadım, efendim?.." gibi sözlerle geçiştiriyorum :P ( Çok komik ve eğlenceli günlerdi yahu.. Hey gidi günler heyy..:D)

Bir şekilde başlayan bu ilişki herhangi bir teklifle olmadı, sanırım direkt aşkla oldu.. İyiki de oldu..:).. Hani lise aşkları unutulmaz, farklı olur derler ya, İşte ben lise aşkımı onda yaşadım..:).. Bu kadar güzel ve değerli.. 

Henüz 18 yaşımdaydım ( o da 19). Yaşımız küçüktü ama aşkımız büyük.. Karnemi birlikte almaya gittiğimiz günleri hatırlıyorum da..:D.. Gerçekten küçükmüşüm ben yahu..:).. Karnem de 3 var diye ona göstermeye utanırdım..:).. Hemen teşekkür belgesini eline alır Görsev'e gösterirdi..  Ne de güzel gurur duyuyordu benimle bir bilseniz dedenizzz..:P..( Torunlarıma seslenmekteyim)

2 yıl onu uzaktan hasretle bekledim..Birbirimize hasret koskoca 2 yıl geçti..Çok çalıştım Ege Üniversitesini kazanmak için . Ama olmadı.. Sonuç: Sakarya Üniversitesi..Üzüldüm... Üzüldük.. 

Sonra bir şey oldu;

Ege Üniversitesini bıraktı ve yanıma Sakarya Üniversitesi'ne geldi..:):).. Yahu ben nasıl sevmem bu çocuğu..:D.. Canım aşkım Vecihi'm benimm..

Yıl 2014.. Ve ben hala bir tek O'nu seviyorum.. Ömrüm yettiğince de bir tek onu seveceğimm..:) 

Seviyorum uleyyynnnnn !....:D.


29 Mart 2014 Cumartesi

ÇİPETPET


" Neşterim nerede?" dedim. " Kızlara vermiştin ya. Kantine giderken alıver kızlardan da bitirelim artık şu kuşu" dedi Domates.

Mayışmış bir halde merdivenleri ağır ağır çıktım. Ümran'la bloğun önünde buluştuk. "Unutmuşuz canım ya . Maket bıçağı bizim çantada kalmış. Geçen gün demiştim Pelin'e." dedi.. "Önemli değil "dedim, olay mahalinden uzaklaştım.

Kısa bir süre sonra kantindeydim. Bilinçsiz bir şekilde aldığım tatlı kokolarla gözgöze geldim..( Amacım sadece nescafe almaktı).. Geri bırakmak istemedim. Demekki canım istemişti. Canımımı kıracam canım..

Tekrar bloğa döndüm. Domatesim beni kapıda bekliyordu..

"Şeyyy....Bize koko mu aldın? " dedi.. " Evet Köy Domatesim" dedim. Yaklaştım ve yanına avcuna 5 tale (tl) sıkıştırdım.. "All.. Koy cebine gençsin.. Bi ihtiyacın olur" dedim.. Son kalan 10 talemi de gururla cebime koyarkene Domatesimden cılız bir ses çıktı; "Şey.. Bu sende kalsın , ihtiyacım olursa alırım" dedi.. Şöyle bir onu süzdükten sonra, son 80 kuruşu kalmış domatesime tekrar parayı uzattım.. " Biz kardeşiz.. All" dedim.. O da pek bi cilveli ( kAŞAR YA:):):) )) " İstemem" dedi.. Dayanamadım; " Kızım karşına eli bıçaklı bir deli çıksa, 'ya paranı ver ya canını' dese, sende para yok ki.. Mecbur canını verecen adama ." dedim.." Ama param olursa çok fazla harcıyorum bu sefer" dedi. Ben dayanamadım bastım kahkayı..." Kızım 5 talenin nesini har vurup harman savuracan len?" dedim.. Birlikte güldük..

Domates, Çarliston biber, ben ve Leyla masaya oturduk.. Tamamlamamız gereken taslak halindeki kuşu önümüze aldık başladık yapmaya.. Bilmiyorum duydunuz mu hiç? Kağıt kıvırma sanatı diye bir sanat var..Ben seçmeli dersini 'Görsel Sanatlar' seçince, saolsun kızlar da bana yardım etmeye karar verdiler..  Efenim benim amacım " Anka kuşu"yapmaktı.( Farkımı belli edecem ya...)... Ama benzeye  benzeye tavus kuşu mu desem, papağan mı desem..Kuşa benzedi de 'Anka Kuşu' değil vesselam..Yaptık bir şeyler işte.. Tam olarak şu yazıyı yazdığım saattlerde bitti.. Belim yanım koptu vallahi.. 

Öğrenci olmak bu olsa gerek.. Bu gün daha iyi anladım, bir daha bu günlerimi mumla arasam bulamam.. Hep birlikte şarkılar, türküler söyleyerek ( Youtube kapandığı için valla.. Vediğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz) bitirdik kuşumuzu.

" Güzel oldu." dediler hep bir ağızdan.. Ben de beğendim ne yalan söyleyeyim. Dedik buna  bir isim koyalım.. Çaliston Birberin kararıyla en son "Çipetpet" koymaya karar verdik.:)..

İyi ki doğdun ÇİPETPET.

Not: Yazımın baştaki fotoğrafla hiç bir alakası yok biliyorum, ama beni gülümsettiği için bu fotoğrafi tercih ettim :D..

26 Mart 2014 Çarşamba

NE YAPAYIM BEN BÖYLEYİMMM...:)

Bagırmak !!...
Avazı çıktığı kadar....
Aaaaaaaaa...

Ohh...:).. Rahatladım ki:):).. Dostlarım kpssye gömülmüş durumdayım.. Yazılarıma yine ara verdim..:(.. Ama bana da hak verin.. Ekmek artık aslanın agzında değil, midesinde bile değil.. Ayakkabı kutusunda:);)... (Anladın sen)

Amann.. Boşver şimdi bu konuyu.. Ne anlatacaktım yahu.. Heh.. Şeyy.. Dünden beri oda arkadaşım Patates, bir şarkı dinliyor.Allah allahhh... Bagıra bagıra söyleyesi geliyor insanın.. Ama benim psikolojin durumumla vallahi bi ilgisi yok ki:).. 



Bu şarkıyı ben kpss için söylüyorumm; öhöm öhm..

"Yarın hatrımı sorsan ne olurrrrrrrr,
Bu gün hevesimi kırdın bir kere,
Gitme dememle kalsan ne olurrr,
Gönlün çoktan yola çıkmış bir kere.."

Allah Allahh !... :D.. Çalış çalış çalış.. Yine yok yine yok.. Olmuyor olmuyorr. İnan ki sinirden gülüyorum, merak etmeyin iyiyim.. 

Son yazılarımda biraz isyankar olabilirim kaybaklarım, şimdiden "ay em sori".. İnşallah en kısa zamanda mutlu mesut yazılarıma döneceğim:).. 

Çok monoton bir hayat yaşıyorum bu aralar,ne deyim. Kitaplar mı beni okuyor, ben ki kitapları okuyorum anlayamadığım zamanlar oluyor düşünün artık.. Kitabın yerine koyuyorum kendimi, sözlerini duyar gibi oluyorum; "Mal bu kız ha.. Hayır yanii hala ne diye üzerimi dördüncüye beşinciye çiziyorsun ki?.. Senin kapasiten bu kızım.. Kpss sana ağır gelir.. Yıpratma beni.. Çek ellerini yakamdan..".. 

Ama ben ısrarcıyım ve de hırslı ( sayılırım yani).. Yapabilirim ki hem .. Biraz zaman .. Değil mi?.. 

Bahanem de hazır ha; "Daha konuların hepsini bitirmedim ki hem".. Yoksa neden düşük puan alayım .. Değil mi?.. Off off... 

Canım oda arkadaşlarım domates, patates, salatalık ve biber (çarliston) bana çok destek oluyorlar , haklarını ödeyemem tabiiki.. Canım aşkım Batman'i de unutmak ayıp olur.. Tabiii annem, babam, kardeşlerim.. Buradan tüm aileme arkadaşlarıma, beni destekleyen herkese selamlarımı gönderiyorum..:):D..

Ne deyim a dostlar.. :) Yazmaya bayılıyorum.. Kendim oluyorum, tam olarak ben neysem o.. İleride torunlarım, çocuklarım bu yazılarımı okurlarsa ;" Neneme bak bee... ohaaaa..." desinler istiyorum.. Torunlarıma nenelerini en iyi ben anlatırım heralde:).... Buradan canım torunlarıma da selamlarımı yolluyorum, çok öpüyorum..:D.. haha.. 

Haydi ben kaçtım:).. TAYTİİİİ...



14 Mart 2014 Cuma

SENİ KİMSE DURDURAMAZZ ! (Öğrenci)

Başarabilirsin !

Sen farklısın, diğerleri gibi değilsin.  Güçlüsün, en büyük sırlarını hala kimse öğrenememiş ve sen hala en güvenilir kişisin.

Hayallerin var senin ve sen hala rüya görebiliyorsun. Senin ellerin hala tertemiz, herhangi bir pisliğe bulaşmamışsın. Söyler misin; sen başaramazsan kim başarabilir?

Hakkı olanın elinden hakkını zorla alanlar mı, yoksa çaktırmadan tabiri caizse "Saman altından su yürütenler" mi?

Fakir ama gururlu olan sensin. Sen başaracaksın ve biz seninle gurur duyacağız.. 

Başarabilirsin.. Değil mi?

Unutma, Seni kimse durduramaz... Sen özelsin..


6 Mart 2014 Perşembe

GAGASIĞI ALDIĞIM PARTİSİ...:)...(Rakip Tanımam)


"Seç beni seç beni seeeçççç" benim sloganım efenimm.:)

Bendeniz Kaybakam Hanım, "Gagasığı aldığım" partisin başkanı olarak size kendimi tanıtacağımm..
Efenimm; biz de yanlış olmazzz.. Ben size neler yapacağım bir bilseniz var ya, ah var ya.. Siz daha durun durun .. İyi günleriniz bunlar..

Biz GP(Gagasığı Aldığım partisi) olarak sizi süründüreceğiz.. Gördüğünüz gibi parti ismimiz pek bir manidardır. Biz sizin bebekliğinizi biliriz efendim bebekliğinizi.. Yokmuş efendim 18 yaşını doldurmuş veletler oy kullanacakmış.  "Oldu Paşammm" dememek için kendimi zor tutuyorum.. Yok öyle önüne gelen oy kullanacak. Ben başa gelirsem oy kullanma yaşını 99' a çıkarmayı düşünüyorum. Neden başkanım diyeceksiniz.. Ben de size diyecem ki; " La siz ne anlarsınız başkanın iyisinden.. Seçemezsiniz, yok efenim yanlış seçersiniz. Sizin yerinize biz oy kullanırız anacımm. " . Unutmayın her şey sizin iyiliğiniz için..

Diğer bir vaadim size yalan asla söylemem.. Bak söylüyor muyum?.. Açık açık size diyorum ki; BİTTİNİZZ..Bir kere ben bu devletin başkanı değil miyim?. Parasını ben yerim, içerim, çoluk cocuğuma yediririm bir güzel, kolu-komşu akraba derken.. Ohh miss.. Siz de ekmek bulamazsanız pasta yiyin efendim. Bu kadar açık..

Sonra burası benim bölgem.. Evden çıkma yasağı ilan edeceğim canım halkım.. Ama hepsi sizin iyiliğiniz için canlarımmmmmmmmmııııımmmm:).. Diyeceksin neden başkanım?.. E ben en iyisini bilirim de ondan ayoll.. Paşa gönlüm öyle istiyor yapacağım işte.. Hahahahaaaayyy... 

Sonra, yargı, hukuk, adalet, savunma.. hepsini yasaklıyorumm.. Kim ne isterse yapabilir.. Özgürsünüüzzzz.... Amaaa.. Bakın kocaman bir AMAA diyorum.. BANA DOKUNMAYANA YILAN BİN YAŞASIN. Aslında şu anda paşa gönlüme bir kulak verdim de, kendileri diyor ki; " Al ayoll askeri, polisi dik kapına. Bir tek seni korusunlar.. Bir tanecik başkanları var..". Benim de bir tanecik paşa gönlüm olduğuna göre, kusura bakmayın anacımmm kıramıııcammm..

Daha ne istiyorsunuz yahu, Allah'tan belanızı mı?.. Seçin beni işte:).. Dürüstçe konuşuyorum size.. Ben de yalan yok.. Ne vaad ettiysem yapmazsam namerdim uleynnn !.. "Ben Lafa değil, icraata bakarım" diyorsan, tamamm..:). Seç sen.. Onu da hallederiz.. :D..

Yahu yorulduk be.. Kime sığınalım .. Hiç samimi değilsiniz.. Hiç biriniz.. Hiç biriniz... ..Banane.. Ben de olabildiğimce samimi olacağım size inat.. Oyum Gagasığı Aldığım Partisine..:D..

Son bir tebessümm:)








4 Mart 2014 Salı

ŞİZOFREN HAYALET


"Annemi kıramam" dedi Kaybakam. Annesi onun için her şeydi. Ne istese yapabilirdi annesi için. Zaten kimse onlara önem vermiyordu ki şu yalancı dünyada. İki kimsesiz hayalet dolanıp duruyorlardı annesi ile etrafı.

Küçük gösteriler yaparak para kazanıyorlardı. Annesi küçük küllük gibi bir şeyin içinde yaşayan bir hayaletti. Gazino gibi bir yerde annesiyle sihirbazlık gösterileri yapıyorlardı. Kaybakam da bir hayaletti ama annesi gibi küllükte yaşamıyordu. O Normal insanlar gibi yürüyordu, konusuyordu. Uçabildiği de söylenemezdi. Daha çok gösteriyi annesi yapıyordu anlayacağınız, öyle para kazanıyorlardı.

İnsanlar korkmuyor muydu? diyeceksin. Korkmuyordu efendim, bunlar kendi halinde hayaletcikler. Kime ne zararları var. Hem ölüden değil diriden kork demiş atalarımız unutma. Nerede kalmıştık, heh..

Bir gün kaybakam gönlünü bir faniye kaptırmış.. Hem de ne fani..  Ama o bir hayalet ki elden ne gelir. Gösteri sırasında çocukla göz göze gelmemek için elinden geleni yapmış. Ama kader bu ya, bir oyun etmiş yakalamış onun gözlerini, genç adamın yüreğine bağlamış.

Gösteriden sonra kaybakam her zamanki gibi yıkık dökük evlerine gidecekken, bu genç adam önlerini kesmiş. "Merhaba " demiş. Kaybakam: "Merhaba" demiş ama sesini kendisi bile duymamış. " Bir şeyler içmek ister misiniz?" demiş genç adam, "Olur" demiş kaybakam.. Birlikte bir cafeye oturup konuşmaya başlamışlar:

" Adın ne?"
"Kaybakam. Ya senin?"
" Sadık. İlk defa izledim gösterinizi, bunu nasıl yapabiliyorsunuz?"
"Şeyy.. Biz.. Yani annem ve ben.. Ölüyüzz"
" Biliyorum. Bu çok üzücü. Ne zaman öldünüz?"
" Bilmiyorum. Hatırlamıyorum. Çok hastalanmıştım. Annemi görmeye başladığımdan beri ölüyüm sanırım."
" Anladım. Ne denir bilmem ki?. Başınız sağolsun ." demiş genç ve ikisi de kahkaha atmaya başlamışlar. Sanırım bu iki iyi arkadaş olduklaı günmüş.

Gel zaman , git zaman genç adam da kaybakama aşık olmuş.. İkisi de birbirine itiraf edemeseler de, adını koyamasalar da bunu bir şekilde belli ediyorlarmış. O kadar belli oluyormuş ki kaybakamın annesi de bu durumu fark etmiş.

" Neler oluyor kaybakam bu adamla böyle?"
"Anne biz sadece arkadaşız. Bir şey olduğu yok.."
" Seni kullanmaya çalısıyo o çocuk. Ya başına kötü bir şey gelirse."
" Anne ölümden kötüsü daha ne olabilir?"
" Olmaz kaybakam, görüşmeyeceksin"
"Ama..."
" Bu konu burada kapandı. Hem çok büyük bir gazinodan çok büyük bir teklif aldım. İlk gösteriye sen çıkacaksın.. "
" Anne ben uçamıyorum ki?"
" Uçabilirsin. Ben sana öğreteceğim o gün.."
" Nasıl?"
" Bir bidon benzin içip, yanan bir kibrit yutacaksın. Hem o zaman tam bir hayalete dönersin bari. Böyle fani gibi ortalarda dolaşmazsın. Anlayamıyorum ki sen nasıl bir hayaletsin ki duvardan geçemiyorsun, uçamıyorsun, yemek yiyorsun, bişiler içiyorsun?"
" Bilmiyorum. Hem belki ölmemişimdir?"
" Öldün kızım sen . Ben gözlerimle gördüm?"
" Nasıl öldüm peki?"
" Orasını karıştırma sen. O gösteriye çık , o zaman şüphen de kalmaz zaten."

Gösteri günü geldiğinde kaybakam korkuyormuş. Ölü insan ölümden korkar mı?. Ama annesi?. Annei yalan söyleyecek değil ya. Ama ya ölü değilsem?. Bunun geri dönüşü de yok. Sadık.. Keşke ölmeden önce seni tanısaydım.

Sahneye çıktığında vücudunun titrediğini herkes görebiliyormuş. Ama kimin umrunda. Ölü o.
Yürümüş , yürümüş , yürümüş sahnenin ortasındaki benzin bidonunun yanına kadar. Arkasına bakmış, annesi " Hadi.." der gibi işaretler yapıyormuş. 

Bir bidon benzini yerinden kaldırdığında bir de onun sesini duymuş; "Yapma !".. Herkes sesin geldiği yöne bakmaya başlamış. " Sen ölü değilsin, yapma". Kaybakam ne diyeceğini şaşırmış, " Nasıl yani?. Ben..?" Olduğu yere yığılmış kaybakam, etraf kararmış..

Gözlerini açtığında, bir hastane odasında , temiz bir yatakda uyuyormuş. İlk defa bu kadar rahat uyuduğunu fark etmiş. "Keşke annem de yanımda olsa" diye iç geçirirken,  bir hışımla yataktan kalkıp, annesinin yaşadığı küllüğü aramaya başlamış.

Ağlarken kaybakam, genç bir doktor içeri girmiş. Kaybakam ; "Sadık?" demiş kolunda bir acı hissetmiş. Arkasını döndüğünde bir kadınla gözgöze gelmiş, son gördüğü gözlerde bu gözler olmuş..

Kendine geldiğinde doktor başında bekliyormuş. Kollarını oynatmaya çalışsada, gözlerini bile açık tutacak halinin kalmadığını fark etmiş. "Neden ben buradayım?" demiş kaybakam. 
" Günaydın Kaybakam. Beni hatırladın mı ? Ben senin dostunum. Aynı zamanda bir doktor. Seni kurtarmak için, ne zamandır seni takip ediyordum?.
" Anlamadım" demiş kaybakam, " Beni kimden kurtarmaya çalışıyordunuz?"
" Nasıl söylesem bilemiyorum kaybakam, ama sen hastasın. Psikolojik olarak tedavi görmen gerekiyor."
" Ne hastası, ölüler hastalanmaz ki."
" Sorun da bu ya, sen ölü değilsin kaybakam."

Kaybakamın gözleri fal taşı gibi açılmış. 
" Ama annem..."
" Annen diye gördüğünü söylediğin hayaleti bir tek sen görüyorsun. Başka kims görmüyor."
" Nasıl olur? yaptığımız gösteriler?"
" Kaldığın yıkık evi hatırlıyor musun? O evin bahçesinde tek başına yapıyorsun o gösterileri. "
" Ama seyirciler?"
" Seni kimse seyretmiyor, ama sen olmayan kimseleri görebiliyorsun."
" Ama biz para kazanıyorduk.."
" Para dediğin gazete kağıtları aslında. Evet onlarla alışveriş yapıyorsun, çünkü mahalledeki esnaf seni tanıyor, evsiz, işsiz ve hasta olduğun için istediğin, ihtiyacın olan her şeyi sana veriyorlardı."

Tüm bunları bir an düşünmüş kaybakam.. Gerçekten de bu yaşadıkları kaybakamın hayal gücü olabilir miydi?. " Peki.." dedi kaybakam, " Benim hastalığım ne?". Doktor onun güzel yüzünü avuçları arasına aldı ve hafif gülümsedi, "ŞİZOFREN."

Kaybakam şizofren ne demek bilmiyordu, heralde grip gibi bir şey olsa gerek diye düşündü. İlaç kullanıp geçirebileceği bir şey. Hastalığına takılmamıştı aslında o, sanırım küllükte yaşayan annesini özlüyordu. Keşke hayalet de olsa bir annesi olsaydı.

Uzun bir süre tedavi olan kaybakam, Yakışıklı doktorla evlendi. Ne derseniz deyin gönül bu..:). Hem her şey istediği gibi devam ediyordu. Kocasına söylemese de annesini görmeye devam ediyordu. Bu şekilde onu hep yanında hissediyordu.  Her şey olması gerektiği gibi devam ediyordu.

Onlar erdi muradına, darısı hepimizin başına ;) ;P :D...




3 Mart 2014 Pazartesi